31 Aralık 2009 Perşembe

2009 Böyle Geçti...

Bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2009 yılında bayan voleybolunda neler yaşadık kısaca bir göz gezdirelim.

Şubat 2009:

Indesit şampiyonlar Ligi 2. tur eşleşmesinde Eczacıbaşı Zentiva, Vakıfbank Güneş Sigorta'yı 3-1 ve 3-2'yle geçerek çeyrek finale yükseldi. Çeyrek finalde Polonya temsilcisi Fakro'yu da eleyen Eczacıbaşı, F4'e kaldı.

Diğer temsilcimiz Türk Telekom, çeyrek finalde Dinamo Moskova'ya 3-2 ve 3-0'lık sonuçlarla elendi.

Mart 2009:


Fenerbahçe Acıbadem, CEV Cup Final Four'unda yarı finalde Asystel Novara'ya 3-0 kaybederek final şansını yitirmesine rağmen, 3. lük maçında Alman temsilcisi Vilsiburg'u 3-1 geçerek tarihinde ilk kez bronz madalya kazandı. Korotenko en iyi libero, Seda da en skorer oyuncu seçildi.



Eczacıbaşı Zentiva, Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Dinamo Moskova'ya 3-0 kaybederken, 3. lük maçında da Perugia'ya 3-1 yenilerek 4. oldu.

Nisan 2009:

Eczacıbaşı Zentiva, Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe Acıbadem'i 3-0 ve 3-2'lik maçlarla geçerek bu kupayı 5. kez müzesine götürdü.

Vakıfbank Güneş Sigorta normal sezonu 1. sırada bitirdi.

Ligi 8. sırada bitirerek Play-Off vizesi alan Galatasaray, çeyrek finalde normal sezon lideri Vakıfbank Güneş Sigorta'yı her biri 5 sete uzayan 3 maçlık seri sonunda eleyerek sezonun en büyük sürprizlerinden birini gerçekleştirdi. Özellikle ikinci maçın tie-break setinde 14-11 geriden gelen Galatasaray'ın önce 3 maç puanını kırıp ardından maçı kazanması son yıllardaki en heyecanlı seriye tanık olmamızı sağladı.



Fenerbahçe Acıbadem, Play-Off final serisinde Eczacıbaşı Zentiva'yı toplamda 3-1'le geçerek tarihinde ilk kez lig şampiyonluğu sevincini yaşadı. Serinin ilk maçında Eczacıbaşı'nın setlerde 2-1, 4. setteyse 19-12 öndeyken önce bu seti ardından maçı vermesi serideki dönüm noktalarından biriydi.

Mayıs 2009:

Aguero İtalya'ya, Mammadova Rusya'ya döndü.

Grün, voleybola ara vereceğini açıkladı.

Bahar Urcu, voleybolu bıraktığını açıkladı.

Seray Altay, Eczacıbaşı Zentiva'ya, Gizem Güreşen Vakıfbank'a geri döndü.

Milli Takım yedek ağırlıklı kadrosuyla Çin'deki özel turnuvaya katıldı. 2 galibiyet aldı.

Ankaragücü ve Tarımspor, 1. lige yükseldi.

Haziran 2009:

Fenerbahçe Acıbadem, sırasıyla Osmokrovic, Naz Aydemir, Gamova, Drickx ve Blom'u renklerine bağladı.

Vakıfbank Güneş Sigorta, Debby Stam'la anlaştı.

Eczacıbaşı Zentiva, Zhukova ve Baradokova'yla anlaştığını duyurdu.

Galatasaray, Deniz Hakyemez, Özlem Özçelik ve Elif Ağca'yla anlaştı.

Milli Takım Akdeniz Olimpiyatları'na katılmak için İtalya'ya gitti.

Temmuz 2009:

Milli Takım, Akdeniz Olimpiyatları finalinde evsahibi İtalya'ya nefesleri kesen bir maç sonunda 3-2 kayberedek gümüş madalyada kaldı.

1. lige bu yıl yükselen Tarımspor, ligden çekildiğini açıkladı.

2. lig takımı Şişli Belediyespor, maddi olanaksızlıklar nedeniyle faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

Ereğli Belediyespor, maddi sorunlar nedeniyle Challenge Cup'a katılamayacağını bildirdi. Beşiktaş da aynı nedenle katılamayacağını açıklayınca Avrupa kupalarından men cezası olan Karşıyaka yerine Galatasaray turnuvaya katılmaya hak kazandı.

Türk Telekom, voleybol şubesini kapattığını ve Vakıfbank Güneş Sigorta'yla birleştiğini açıkladı. Maja Poljak ve Güldeniz Önal Vakıfbank'a geçti.

Tarımspor ve Telekom'un yerine Beylikdüzü ve Yeşilyurt 1. lige yükseltildi.


Bayan milli takımımız, Avrupa Ligi finalinde Kayseri'de 8 bin seyirci önünde 2-0 öne geçip, üstüne maç sayısı kullandığı karşılaşmayı 3-2 kaybederek ikinci oldu.

Yıldız Milli Takımı, Tayland'da düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda 4. oldu.

Genç Bayan Milli Takımı, Meksika'da düzenlenen Dünya Şampiyonası'na çok iyi başlamasına rağmen, 7. bitirdi. Turnuvanın ilk günlerinde milli oyuncularımıza havaalanında yapılan mumameleler basında büyük yer aldı.

Sırbistan'da düzenlenen Universiade Oyunları'nda bayan milli takımımız turnuvayı 9. sırada tamamladı.

Yıldız Milli Takımı, Finlandiya'da düzenlenen Gençlik Olimpiyatları'nda finalde Rusya'yı 3-2 devirerek Avrupa Şampiyonu oldu.



Bayan Milli Takımı, Dünya Şampiyonası eleme maçlarında Polonya'da tüm maçlarını kazanarak, finaller için vize aldı.

Beşiktaş, Hırvat smaçör Sanja Popovic'le anlaştığını duyurdu.

Ağustos 2009:

Galatasaray, Ivana Djerisilo ve Valeska Menezes'la anlaştığını duyurdu.

Eylül 2009:

Bayan Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası öncesi son hazırlık tunuvasında Hollanda'da Dela Trophy'e katıldı. Hollanda'yla oynanan iki maçı da 3-0 ve 3-2'yle kaybetti.

Zhukova'nın ailevi nedenlerle gelmeyeceğini açıklaması üzerine, Eczacıbaşı Zentiva Sırp pasör Maja Ognjenovic'la anlaştı.

26. Avrupa Şampiyonası Polonya'da başladı. Milli Takımımız grbundaki 3 maçın 1'ini kazanarak üst gruba yükseldi.

Beşiktaş Bayan Voleybol Takımı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Balkan Şampiyonu oldu.

Ekim 2009:

Aysun Kayacı, Eczacıbaşı Zentiva'yla anlaşarak voleybola geri döndüğünü açıkladı.



Avrupa Şampiyonası'nda üst grupta tüm maçlarını kazanan Milli Takımımız buna rağmen elenmekten kurtulamadı ve Şampiyona'yı 5. sırada bitirdi. Finalde Hollanda'yı 3-0 yenen İtalya şampiyon oldu.

Aroma Bayanlar Ligi ilk hafta maçlarıyla açıldı.


Fenerbahçe Acıbadem, Eczacıbaşı Zentiva'yı önce ligde 3-0, ardından Süper Kupa Finali'nde 3-1 yenerek bu kupanın ilk sahibi oldu.

Galatasaray, ligin 2. hafta maçında Vakıfbank Güneş Sigorta TT'yi 3-1'le geçerek büyük yankı uyandırdı.

Eczacıbaşı Zentiva, ligin 3. haftasının önemli maçında Vakıfbank'ı 2-0 geriden gelerek 3-2 mağlup etti.

Kasım 2009:

Fenerbahçe Acıbadem ve Vakıfbank'ın ligdeki randevusunda 3-1'le gülen taraf sarı-lacivertliler oldu. Fenerbahçe bu sezon ligde ilk kez set kaybetti.

Aralık 2009

Indesit Şampiyonlar Ligi, Cev ve Challenge Cup'ta maçlar başladı. Temsilcilerimiz bu süre boyunca oynadıkları 10 maçın tamamını kazandılar. Vakıfbank'ın içeride Scavolini'yi 3-2, Fenerbahçe Acıbadem'in de deplasmanda Dinamo Moskova'yı 3-0 yenmesi çaprıcı sonuçlar olarak hafızalarda yer ettiler.

Ligdeki önemli mücadelede Eczacıbaşı Zentiva, Galatasaray'ı 3-1'le geçti.

Beşiktaş Tatiana Dos Santos'u transfer ederken, MKE Ankaragücü Pelin Çelik, Karşıyaka DYO da Kara Uhl'u göndererek Çek oyuncu Vendula Adlerova'yla anlaştı.

MKE Ankaragücü'nde Barbaros Çelenk görevi bırakırken yerine Ali Oktay geldi.

Aroma Bayanlar Ligi'nde ilk devre tamamlandı. Fenerbahçe Acıbadem namağlup lider olurken onu sırasıyla Eczacıbaşı Zentiva, Vakıfbank Güneş Sigorta ve Galatasaray izledi. Beylikdüzü hiç maç ve puan kazanamadan devreyi son sırada kapattı.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Serie A karıştı, Safronova komadan çıktı...



Biliyorum çoğunuz Sarah Pavan da kim diyecek. Sarah Pavan, şu an Serie A'da Conegliano'da forma giyen Kanadalı bir smaçör. Kanadalılar ona altın çocuk muamelesi yaparken, İtalyanlar da  ucundan da olsa İtalyan geni taşıyan bu arkadaşı vatandaşlığa geçirmiş ve Aguero sonrası yeni devşirme-çaprazımızı bulduk  diye seviniyorlardı. Tabi Pavan'ın blogumuza haber olmasının nedeni bu değil. Pavan, şu anda Serie A'da herkesin konuştuğu bir isim fakat bunların yukarıda saydıklarımla pek bir alakası yok tam tersine geçtiğimiz günlerde blogunda yaptığı açıklamalarla ortalığı yangın yerine çevirmesiyle manşetlere çıkıverdi. Pavan, artık erişilemeyen blogunda kısaca takım arkadaşlarından tut, antrenörüne kadar vermiş veriştirmiş. Takımın pasörü için Makas Eller filmine gönderme yaparak Edward Scissorhand demiş, daha da ileriye gidip koçu için resmen özürlü diye açık açık yazmış. Bunun dışında antrenmanda koçunun kendisine aşırı şekilde bağırıp çağırdığını ve takım arkadaşlarından bazılarının kendisini yumruklamaya kalktığını falan belirtmiş. Pavan'ın bu ilk vakası değil daha önce de NCAA'deyken bir röportajda takımın koçuna sallayınca takımından şutlanmıştı. Anlaşılan o ki hala pek akıllanmamış. İtalya'da bu kadar el üstünde tutulurken artık muhtemelen yine başka denizlere yelken açmak zorunda kalacak.

Bir diğer haber de Safronova'dan. Bir yandan sevindirici bir yandan da üzücü aslında. Sevindirici kısmı nihayet bilinci yerine gelmiş ancak üzücü olan şu ki locked in sendromu denen bir hastalığın sonucu olarak sadece gözlerini oynatabiliyormuş. Bu hastalığın şu anda bilinen bir tedavisi yok.

Bir de transfer haberi verelim. Geçen yıl Eczacıbaşı'nda oynayan Vesna, Volley Cortese'ye transfer olmuş. Cortese, Vesna'dan önce iki orta oyuncuyla daha ciddi şekilde ilgileniyordu. Bunlardan biri Gioli, diğeriyse Poljak'tı ancak iki oyuncu için de sözleşme feshi için tazminat ödenmesi gerektiğinden maliyetleri fazla geldi herhalde.

27 Aralık 2009 Pazar

En Skorer Korobkova



Ligde ilk devrenin sona ermesiyle birlikte hem anket sorumuz cevabını buldu hem de en skorer oyuncu belli oldu. DYO Karşıyaka'nın Rus smaçörü Natalia Korobkova 209 sayıyla ilk yarının en skorer ismi oldu. Galatasaray'ın Sırp smaçörü Ivana Djerisilo 201 sayıyla onu izledi. 200 sayı barajını ilk kimin geçeceği anketimizde en çok oyu alan Popovic son maçta hasta olduğu için oynayamayınca 198 sayıda kaldı.  Meryem Boz ilk 5'te yer bulan tek Türk oyuncu olurken, anketin bir diğer favorisi Mirka da son iki maçta oynamayınca epey gerilerde kaldı. İlk yarının en skorer 5 oyuncusu da şu şekilde sıralanmış oldu.

İsim
Kulüp
Sayı
Normal%
Efektif%
Natalia Korobkova
DYO Karşıyaka
209
44%
19%
Ivana Djerisilo
Galatasaray
201
46%
32%
Sanja Popovic
Beşiktaş
198
45%
24%
Meryem Boz
İller Bankası
193
40%
17%
Mirka Francia
Eczacıbaşı Zentiva
173
52%
39%

Anket sonucumuzsa aşağıdaki gibiydi


Fenerbahçe Acıbadem İlk Devre İstatistikleri

Toplam İstatistikler


Set Başına İstatistikler


Kazanılan/Kaybedilen Sayıların Dağılımı
 

25 Aralık 2009 Cuma

Fenerbahçe Acıbadem 3 İller Bankası 0


 Fenerbahçe Acıbadem, ligin kalburüstü takımlarından biri olan İller Bankası'nı da 3-0'la geçerek nihayet çok ihtiyaç duyduğu devre arasına sıfır kayıpla kendini atmayı başardı. Bu maçın öncesinde de rakip ne kadar dirençli olsa da sürpriz bir puan kaybı beklemiyordu kimse. 17 resmi maçta sadece 2 set kaybederek etkileyici bir performansla son yıllarda görmediğimiz bir dominasyon kurdu Sarı-Lacivertliler.

İller Bankası, bu ligde nerede nasıl oynaması gerektiğini en iyi bilen ve kadrosu elverdiğince gittiği yere kadar maçı götüren bir takım. Bugün de maç boyunca rakibinin zaafları neyse onları kullanmaya çalıştılar. Fenerbahçe'nin servis karşılamada 2 zayıf halkası var. Üzerlerine oynandığında hata yapmaya meyilli Songül ve Seda. Jan de Brandt bugün Eda, Naz, Osmokroviç ve Nihan gibi oyuncularını dinlendirerek başladı maça. Osmokroviç'in yokluğunun manşette neden olacağı sıkıntıyı da uzun süredir oynamaya hasret kalmış Blom'la telafi etme yoluna gitti. Böyle bir ortamda İller Bankası yapabileceği en akıllı taktiği uyguladı. Servislerde sürekli Seda'yı o öndeyken de Songül'ü buldular. Bunun semeresini de ilk sette uzun süre 3-4 sayılık farklarla önde götürerek aldılar. Tabi rakibin ne kadar zaafları olsa da İller Bankası'nın kapasitesi de bir yere kadar yetiyor. Fenerbahçe ilk sette 13-13'ü yakaladıktan sonra rakibinin direncini tamamen kırdı. İller'de de Meryem'e destek olacak bir skorer çıkmayınca 12-4'lük bir seriyle seti aldılar.

İkinci sete Fenerbahçe Blom'un servis şovuyla başladı. Smaç servis benim pek taraftarı olduğum bir servis stili değil aslında. Bir kere hata yapma riski yüksek. Yani smaç serviste bir oyuncunun seri yakalaması kolay bir şey değil. İkincisi servis atan oyuncuyu fizik olarak hayli yıpratıyor. Üçüncüsü float servise göre tahmin edilebilirliği ve karşılanması daha kolay. Eminim çoğu manşetçi float servis yerine smaç servis karşılamayı tercih eder. Bu nedenle bu işi hakkıyla yapan oyuncular dışında smaç servise fazla yüklenilmemesi taraftarıyım. Alice Blom da senelerdir bu işi hakkıyla yapan oyunculardan biri. Ligde smaç servis atan diğer oyuncularla karşılaştırıldığında direkt sayı yüzdesi çok yüksek olmasa da hata yüzdesi daha düşük seviyelerde. Fenerbahçe Alice'in bu özelliğinden ligin ilk haftalarında çok ekmek yedi. Setlere hep Hollandalının servisleriyle giriyorlardı hatırlarsanız. Bugün ikinci setin başındaki o performansı İller Bankası'nın direncini kıran en önemli faktör oldu ve Fenerbahçe setin başındaki farkı sürekli açarak gayet rahat bir şekilde seti bitirdi.

Üçüncü sette Jan de Brandt, servislerde ciddi şekilde aksayan Seda yerine Nati'yle başladı. Blom'u oyunda tutmak için de Drickx'in yerine Naz'ı tercih etti. Bu sette de ikinci teknik molaya kadar büyük bir kopuş olmadı ancak Fenerbahçe karşısında oyunun son bölümüne yakın skorla giremezseniz işiniz zor. Hele ki İller Bankası gibi nedense hemen her maçta set sonlarını getirmekte ciddi sıkıntılar yaşayan bir takımsanız işiniz daha da zor. Tüm bu faktörler birleşince yine ilk settekine benzer şekilde 9-2'lik bir seri yakalayan Fenerbahçe maçı da rahat bir şekilde bitirdi.

Yukarıda dediğim gibi İller Bankası oynayabileceği en iyi şekilde oynadı. Servislerde hedefledikleri Seda ve Songül gibi oyuncuları iyi yakaladılar, İpek'in oyunda olduğu bölümlerde 3 metrenin önüne doğru iyi servisler  attılar ama sadece servis atarak böyle bir rakibi yenebilmek mümkün değil. Dikkat edilirse Osmokroviç'in oyunda olduğu hiçbir bölümde servisler ona atılmadı. Aynı şekilde Alice üzerine de zorda kalmadıkça servis atmadılar. İki gün önceki maçta Gökhan Edman'ın Nati'ye manşet antrenmanı verdirdiği garip taktiğini düşünürsek bence İller Bankası dersine gayet iyi çalışmış.

Fenerbahçe'nin savunmadaki performansına direkt etki eden 5 tane oyuncu var. Bunlar önem sırasına göre Nati, Nihan, Çiğdem, Alice ve Naz. Bu 5 oyuncu bir arada olduğu sürece Fenerbahçe'nin savunmadaki dinamizmini kırabilmek çok zor. Nati, Çiğdem ve Naz savunmada nerede duracaklarını çok iyi bilen, oyun zekası yüksek oyuncular. Alice ve Nihan da hırsları ve çabuklukları sayesinde savunmanın direncini yükseltiyorlar. Fenerbahçe bu beşliyi bozduğu her maçta ciddi savunma sıkıntıları yaşadı. Keza Alice, Nati, Nihan üçlüsünün servis karşılamada sağladığı konforu da kaybettikleri anlar oldu. Seda'nın elbette kazanılması gerekiyor fakat bu saatten sonra iyi bir 4 olur mu Seda'dan bilemiyorum. Açıkçası zor görünüyor. Seda'nın sezon başında aldığı kilolar hala daha başına bela. Oyunda olduğu her bölümde Fenerbahçe'yi ciddi şekilde yavaşlatıyor. İpek'in de sadece blok kovalamak dışında savunma performansını da yükseltmesi lazım. Bu konuda önünde Çiğdem gibi bir örnek var. Elbette o fizikle Çiğdem kadar hareketli olmasını bekleyemeyiz fakat iki adım önüne düşen topu bile öylece seyretmesi fizikle geçiştirilecek bir şey değil. Fenerbahçe'de genel olarak bazı oyuncuların fark edilir bir duraklamaya girdiğini düşünüyorum. Bunun en önemli nedeni de maçların hep rahat tempolarda geçmesi ve rakiplerin Fenerbahçe'yi zorlayacak pozisyonlara düşürememeleri.

Ocak ayından itibaren Fenerbahçe asıl sınavını vermeye başlayacak. Ligde rakipler Fenerbahçe'yi artık daha iyi tanıyor. Ben yine şampiyonluğu vereceklerini hiç sanmıyorum fakat lig ilk yarıdaki kadar rahat geçmeyecektir. Bunun yanında asıl kritik viraj Şampiyonlar Ligi olacak. İtalyan takımlarının mevcut durumu çoğu kişiyi yanıltıyor. Bu takımlar direnci yüksek kadrolara sahip. Bugün formsuz olmaları yarın aynı çizgide olacakları anlamına gelmiyor. Şu dönemdeki performansları yüzünden gruplarını alt sıralarda bitirmeleri ve F4'ten önce bir veya daha fazla İtalyan-Türk eşleşmesinin gerçekleşmesi kaçınılmaz görünüyor. İşte hem Fenerbahçe hem de Vakıfbank için belirleyici faktör o maçlardaki performansları olacak. O kritik eşiği kayıpsız atlatamazlarsa bundan önceki performanslarının hiçbir kıymeti kalmıyor ki Şampiyonlar Ligi geçmiş yıllarda benzer performanslarla gelip en olmadık yerde kaybeden takımların hikayeleriyle dolu. O yüzden hep söylediğim şeyi tekrar ediyorum. Fenerbahçe'nin o olmak ya da olmamak maçları gelmeden şöyle sağlam bir yumruk yemesi ve oyuncuların biraz ayaklarının yere basması lazım.

Nostalji...



Bakalım tüm kadroyu sayabilen çıkacak mı :)

24 Aralık 2009 Perşembe

Blog'dan haberler...



Bu ara vakit darlığı had safhada. Popoviç röportajını sanırım önümüzdeki hafta içi yayınlayacağım. İstatistiklerin ne zaman güncelleneceğini sormuş birkaç kişi. Devre arasının gelmesiyle birlikte toplu bir güncelleme yapacağım. Şu an maç programı çorba gibi olduğundan tekrar tekrar uğraşmak istemiyorum. İstatistik yayınıyla ilgili başka planlarım da var. Ten Million Slaves'le idare edelim şimdilik :)

Nilüfer Belediyesi 3 İller Bankası 1


Dün sonuçlara bakarken ilk dikkatimi çeken bu maç olmuştu. Bir kere maç skoru direkt ofsayttı benim için. İller Bankası ligin üç ağır abisini saymazsak bu yıl Beşiktaş dışında bir tane takıma yenilmemişti bu yüzden bu eşleşmede mutlak favorimdiler. Set skorlarına bakınca durum daha da ilginçleşti. İki set zaten uzadıkça uzamış 30'lu rakamları bulmuş lakin olayın daha ilginç yanı İller Bankası'nın toplamda 103-98 üstünlüğü var ama maçı 3-1 vermişler. 3-2'lik maçlarda olur böyle şeyler de 3-1'lik bir maçta olursa doğa üstü olay muamelesi yaparım ben o maça. Neyse ben de maç raporuna bakayım dedim ne olmuş ne bitmiş diye. Ancak maç raporuna bakınca iş daha da ilginçleşti. İstatistiklere göre Nilüfer'in üstün olduğu tek yer servisler olmuş. Onun dışında oyunu domine ettiği bir nokta yok.


Nilüfer Bld.
İller Bankası
Blok
7
22
Ace
13
6
Servis Karşılama
50-41
50-40
Atak Yüzdesi
38%
45%
Toplam hata
27
26

Açıkçası maç raporundan bu karşılaşmada neler döndüğünü, maçı Nilüfer'e getiren şeyin ne olduğunu ben çözemedim. Gördüğümüz kadarıyla lise maçı havasında bir dünya hata yapmış iki takım da. Yine de böyle maçları izlemeden net bir yorum yapamıyorsunuz. İller Bankası 5 oyuncuyla çift haneli skor üretirken bunlardan ikisi 20'li sayıları bulmuş, rakibi hem atak yüzdelerinde hem de bloklarda resmen ezip geçmiş ama maçı 3-1 kaybediyorlar :) Bu maç için şu ana dek kupanın tek sürpriz sonucu diyebilirim ben kendi adıma. Hele İller ikinci maçta gereken skoru yakalayamayıp elenirse asıl sürpriz o zaman olur.

Galatasaray 0 Fenerbahçe Acıbadem 3


 
Fenerbahçe beklendiği gibi kazandı ancak takımda bariz bir yıpranma görülüyor. Oyunun zora girdiği anlar dışında Fenerbahçe sürekli rölantide kaldı. Servisleri bile fazla riske etmediler Takımda bir form düşüklüğü olduğunu fark etmemek imkansız. Bloklar ve manşetlerde de yine belirgin rahatsızlıklar vardı. Bu maçta özellikle ortaların blok performansını pek beğenmedim. Haftalardır  form düşüklüğü var dediğimiz Gamova'nın durumunu da birileri anca fark edebilmiş. Günaydın diyelim :) Devre arası takım için bulunmaz nimet olacak. Ben yine de Fenerbahçe'nin şu aralar bir maç kaybetmesinin takıma ilaç gibi geleceğini düşünüyorum lakin öyle bir takım da yok ufukta. Yeter ki o mağlubiyet Şampiyonlar Ligi'ndeki kritik bir maçta gelmesin.

Galatasaray tarafında sezon başında ne diyorsam yine aynı şeyleri yazacağım. 3 set boyunca Galatasaray yanlış saymadıysam bir, en fazla iki bloktan sayı alabildi. Ligdeki maçta hiç blok yapamamışlardı. İlerleme var mı demeliyim bilmiyorum ama takımda bir tane bile istikrarlı şekilde manşet alan, top öldüren, blok yapabilen smaçör yok. Libero desek orada da sorunlar var. Ortalardan Krismanoviç idare etmeye çalışıyor. ama o da takımı tek başına alıp götürecek değil. Haliyle manşet alamayan, blok tutamayan, sadece bir buçuk oyuncuyla hücum eden bir takım ancak  bu kadarını yapabiliyor. Fenerbahçe'de pasör topu bir kere havaya dikti mi illa vuracak biri çıkıyor. Galatasaray'daysa topun illa Ivana'ya gitmesi gerekiyor. Gökhan Edman'ın maç öncesi "Hain planlarımız var" açıklamasını izleyince acaba ne yapacak diye merak ettim. Meğer o hain plan, servisleri Nati'ye atmakmış. Buna  hain plan değil harakiri demek daha doğru olurmuş. Gerçi diğer tarafta da Fenerbahçe'nin servislerde Ayça gibi bir madeni fazla zorlamadığını eklemek lazım. Bu arada ilginçtir maçın istatistikleri hala piyasada yok.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Fenerbahçe Direkten Döndü

Beşiktaş'la oynanan son lig maçının ilk setinde sahada üç yabancı varken yedekte bekleyen Blom'u servis için İpek'le değiştirmeye kalkmış teknik ekip ancak kenardaki yerli oyuncular son anda işin farkına varıp teknik ekibi uyararak değişikliğin yapılmasını önlemişler. İlk kim uyanmış mevzuya tam bilmiyorum ama Naz, Seda, Çiğdem üçlüsünden biri olduğu kesin. O değişiklik gerçekleşseydi Fenerbahçe Acıbadem maçı hükmen 3-0 kaybedecekti. Hatırlanacağı gibi Adnan Kıstak zamanında Fenerbahçe aynı nedenden Dicle Üniversitesi'ni yendiği maçı hükmen kaybetmişti.

22 Aralık 2009 Salı

Gamova ve Carlos



Kendi dallarının iki efsane ismi bir araya gelmiş. Bu organizasyonu düzenleyenlerin ellerine sağlık diyorum. Fenerbahçe Kulübü'nden böyle bir şey beklemezdim açıkçası. Ayrıntılar bu linkte. Video kaydı da yakında nete düşer.

Edit: Programın videosunu indirmek isteyenler buradan indirebilir.

21 Aralık 2009 Pazartesi

10. Haftanın ardından...



Ligin 10. Haftasını da geride bıraktık. Maçlara göre kısa birer değerlendirme yapalım.

Beşiktaş 0 Fenerbahçe Acıbadem 3

Lider Fenerbahçe 3-0'lık serisini sürdürüyor ve ilk yarıyı lider kapatmayı da garantilediler. Dün de yedek ağırlıklı bir kadroyla oynamışlar. Gerçi takımda tam bir as-yedek ayrımı yapmak zor ama Naz ve Çiğdem hiç oyuna girmezken Nihan da yedek libero olarak soyunmuş. Gamova da son setin son bölümlerinde kenara gelmiş. Fenerbahçe için yapılacak en doğru yorum gerçek anlamda bir takım oyunu oynadıklarıdır. Dün 4 oyuncu çift haneli skor üretmiş. Gamova gibi bir çapraza rağmen hücumda herhangi bir oyuncunun tek başına bir dominantlığı yok. Seda iyice takıma alışmış görünüyor. Fenerbahçe'nin zaten zengin olan skor opsiyonları daha da bir güçlenmiş durumda. Ortaları pek kullanmıyor dediğimiz Drickx dün Eda'yı %73 gibi bir yüzdeyle oynatmış. Tabi bunda Beşiktaş'ın zayıf bloklarının da payını unutmamak lazım. Vaziyete bakınca ukalalık yapmaya pek gerek yok. Fenerbahçe her yönden ligin en büyük şampiyonluk adayı.

Beşiktaş cephesinde Santos'un son sette oynamamış olması dikkat çekici. Fenerbahçe ilk iki sette Majstroviç üzerine servis atarken son sette Yağmur'un oyuna girmesiyle neredeyse bütün servisler Yağmur'a gitmiş. 25 servisin 15'ini Yağmur üzerine kullanmışlar ki Yağmur arkada olduğu her rallide servis karşılamak zorunda kalmış muhtemelen. TV'de maçla ilgili kısa görüntülere bakarken Yağmur'un bir manşet hatasına denk gelmem de ilginç bir tesadüf olmuş. Son setteki açık skorun en önemli nedeni bu olabilir. Fenerbahçe bu son sette 5 ace atarken rakibi de 3 direkt hataya zorlayarak servislerden 8 sayı almış. Beşiktaş'ın servis karşılama istatistikleri yine yüksek gözüküyor ancak 10 ace + 5 direkt hatayla rakibe 15 servis puanı veren bir takım iyi servis karşılıyor demek Polyannacılık olur. Yine de Beşiktaş'ta sezonun önceki bölümlerine göre ciddi bir düzelme var. Ligin ikinci yarısında 4. sırayı zorlayacaklarını düşünüyorum. Gerçi hali hazırda 4.cülük mü 6 veya 7. sıra mı daha iyi diye sorsanız ben otomatikman 6 veya 7. sırayı tercih ederim zira bu şekilde en azından Play-Off yarı finalinde Fenerbahçe'yle karşılaşma ihtimaliniz kalmıyor. Akatlar'daki şu güzel salona voleybol maçları için neden taraflex serilmez onu da bir türlü anlayamıyorum. Evet masraflı bir şey ancak Beşiktaş gibi bir kulübün gereksiz yaptığı harcamaların yanında böylesine önemli bir mevzuya bütçe ayırmayı gereksiz görmesini yadırgıyorum. Parke üzerinde voleybol maçı oynamak hem oyuncular için zor hem de görüntü olarak hoş değil. Estetik yanını geçtim kulübün kendi oyuncularını düşünmesi lazım ama Beşiktaş yönetimi için voleybol şubesi angaryadan öte değil gibi.

Maçta yine iki takımın tuttuğu istatistiklerin birbiriyle çeliştiğini görüyoruz. Örneğin Fenerbahçe scoutlarına göre Fenerbahçe maç boyunca 11, Beşiktaş'sa 16 hatayla oynarken Beşiktaş scoutlarına göre Fenerbahçeli oyuncular 14, Beşiktaşlı oyuncularsa 17 hata yapmış. Yine Fenerbahçe scoutlarına göre Fenerbahçe'nin 12 blok sayısı gözükürken, Beşiktaş'ın 3 blok sayısı var. Beşiktaş scoutlarına göreyse Fenerbahçe'nin 9, Beşiktaş'ın 4 blok sayısı var. Yorum sizin.

Eczacıbaşı Zentiva 3 Nilüfer Belediyesi 0

Eczacıbaşı ligde üst üste 8. maçını da kazanarak ligin ilk yarısını 2. sırada bitirmeyi garantiledi. Nilüfer karşısında Mirka olmayınca skor dağılımı da otomatikman dengelenmiş. Natalia'nın sezonun ilk haftalarına göre yükselen performansı bu maçta da devam etmiş. Neriman yine nispeten zayıf rakipler karşısındaki iyi oyununu sürdürmüş ancak bu maçların ölçü alınmaması gerektiğini tekrar belirteyim. Bu arada Mirka yok dedik ancak aynı şekilde Maja da sadece ilk sette kısa bir süre oyunda kalmış. Buna rağmen Nilüfer'in rakibini pek zorlayamamış olması ligdeki güç dengelerinin ne kadar bozuk olduğunun bir diğer göstergesi. Hele ikinci setteki skor için söylenecek pek bir şey yok.

Nilüfer Belediyesi için yazacaklarım da belli şeyler. Şu halleriyle Play-Off'a kalırlar zira kendileri için hedef olan maçları kazanıyorlar ancak Play-Off'ta çeyrek finalden ötesi imkansız. Servis karşılama yüzdeleri  aylardır olduğu gibi bu maçta da tam bir felaket. Eldeki oyuncularla da bu saatten sonra bu yüzdeler düzelmez.

Beylikdüzü 0 Vakıfbank Güneş Sigorta TT 3

Vakıfbank, Fenerbahçe maçından sonra çıktığı 6. resmi maçını da kazandı. Tabi Beylikdüzü karşısında kimse farklı bir sonuç beklemiyordu. Guidetti de yoğun program arasında Neslihan, Poljak, Nikolic, Stam gibi oyuncularını dinlendirerek pek şans bulamayan oyuncularına yer vermiş bu maçta. Sezon başından beri ikinci libero olarak bile kadroya almadığı Serpil'i de nihayet birinci libero olarak oynatırken maç raporunda bir abukluk yoksa as liberosu Gizem'i de son sette smaçör olarak kullanmış. Genelde yedek soyunan Arzu da son iki sette takımın direksiyonundaymış.

Beylikdüzü formalite maçlarına devam ediyor olsa da bu ligde en çok saygı duyduğum takımdır. Bunca imkansızlığın içerisinde çıkıp oyunlarını oynamaya çalışıyorlar. 9 maçtır set bile kazanamadılar belki ama onların yerinde başka bir takım olsa bu şartlarda çoktan ligden çekilmişti herhalde. Şu takım bir maç kazansa herhalde en az onlar kadar ben de mutlu olacağım. Ama inanıyorum ki o bir maçı kazanacaklar.

Galatasaray 3 Yeşilyurt 0

Galatasaray, sezon başında Türkiye Kupası'nda 3-0 yenildiği Yeşilyurt'tan rövanşı aynı skorla alarak 4. sırayı İller Bankası'ndan geri aldı. Djerisilo sezon başından bu yana yanılmıyorsam ilk kez bir sette hiç oyuna girmedi. Böylece ilk defa Galatasaray'ın bir maçında en skorer oyuncu olmadı. Kim ne derse desin Galatasaray'ın en verimli oyuncusu olan Krismanovic istikrarını sürdürüyor. Elif'in de biraz kendini bulmasıyla bu maçta baya bir top almış hücumda. Galatasaray'ın sorunları sezon başında neyse şu anda da aynı. Djerisilo dışında tek skor opsiyonu oyunda olduğu bölümlerde Krismanovic. Diğer iki smaçör Deniz ve Menezes'ten artık benim pek bir umudum yok. Deniz zaten skorer yönüyle bilinen bir smaçör değil fakat milli takımda bile daha iyi hücum ediyordu. Hele böylesine bir rakibe karşı bile bu kadar kötü yüzdelerle oynamaları iki smaçör için de anlaşılır gibi değil. Galatasaray bu haliyle bu ligde herhangi bir şekilde final adayı bile değil. Zaten İller Bankası ve Beşiktaş'ın sezonun ikinci yarısında Galatasaray'ı 4. lükten etmesi pek muhtemel. Tabi Galatasaray'ın normal sezonu 4. bitirmek istediğini de pek sanmıyorum. Galatasaray'ın sınıf atlaması için iyi bir 4 numara ve libero transferi hala birincil ihtiyaç. Bu ihtiyaçlar karşılanmadan geçen senenin üzerine koymaları ancak tesadüf olabilir.

Yeşilyurt, bu mağlubiyetle düşme potasına bir adım daha yaklaşmış oldu. Ereğli Belediyesi'nin Tayvanlılarının ikide bir ülkelerine gitmesi zaten en çok Yeşilyurt'a yaradı. Takımın en büyük sorunu kaybettikleri maçlarda hemen oyundan düşmeleri. Bu sezon kaybettikleri tüm maçlar ya 3-0 ya da 3-1 bittiği için Ankaragücü ve Karşıyaka'dan daha fazla galibiyet almalarına karşın onlardan daha az puan topladılar. Kaybettikleri maçlara biraz asılmış olsalar şu an çok daha üst sıralarda olabilirlerdi. Gözde Yılmaz, ligin en skorer oyuncularından biri ama aynı zamanda ligin en kötü hücum eden skoreri. Sanıyorum ki bu maç bu sezon hücumda en az top aldığı maç oldu. Bu yüzdeyle oynayıp da bu kadar top alması zaten garip bir durum.

İller Bankası 3 MKE Ankaragücü 2

Ankara derbisinde gülen taraf İller Bankası oldu. Ankaragücü bu lige ciddi anlamda heyecan katan bir takım. Bu sezon 4. kez 3-2'yle maç kaybettiler. 2-0 geriden neredeyse maçı kazanacak duruma gelmeleri güzel bir şey ancak pasör ve antrenör değişikliğine rağmen takımın gidişatında bir değişiklik yok. Ankaragücü'nde takım halinde olan sorunu daha önceki Beşiktaş maçı yazımda da belirtmiştim. Özellikle skor olarak geriden geldiklerinde üst üste inanılmaz seriler yakalıyorlar ama tam maça ortak oldukları anda çok basit hatalar yapıp seti veya maçı kaybediyorlar. Bu istikrarsızlık pasörle antrenörle değil takımın motivasyonuyla alakalı bir durum. Bunu nasıl halledecekler bilemiyorum ama bu sorun devam ettiği sürece takımın işi zor.

İller Bankası ligde en sevdiğim takımlardan biri. Elindeki imkanları ve kadrosunu en verimli kullanan takım kesinlikle. Geçen yıllara göre bu sezon çok daha istikrarlılar. Tepedeki üçlüye diş geçiremiyorlar ama denk bir takım yakaladıklarında da kesinlikle bırakmıyorlar. Beşiktaş'a 3-0 kaybettikleri maç dışında hesapta olmayan tek bir yenilgileri yok. Bu maçta 2-0'ın ardından Ankaragücü'nün klasik direnci karşısında epey zorlanmışlar ama kritik anlarda takım hüviyetini korumayı iyi biliyorlar. Meryem Boz istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Hücum yüzdesi düşük görünebilir ancak yabancı smaçörlerin domine ettiği ligimizde gencecik bir Türk smaçörü en skorerler listesinin tepelerinde görmek gurur verici. İller Bankası şu haliyle 4. lük için Galatasaray ve Beşiktaş'la birlikte en büyük aday konumunda.

Ereğli Belediyesi 3 Karşıyaka DYO 1

Ereğli Belediyesi'nde Taylandlılar dönmüş. Niye gittiler niye döndüler hiçbir fikrim yok fakat onların bu gidiş-gelişleri takıma çok zarar veriyor. Normal şartlarda Beşiktaş, İller ve Galatasaray'la ikinci grupta yer alması gereken Ereğli Belediyesi kümede kalmaya oynuyormuş gibi duruyor. Taylandlılar ikide bir memleketlerine dönmezlerse ligin ikinci yarısında olmaları gereken yerde olurlar ancak bu git-gellerle Play-Off şansını zora sokmaları yüksek ihtimal.

Karşıyaka DYO geçen seneyi aratmaya devam ediyor. Bu takım için ne yazayım gerçekten bilmiyorum. Bir Arkas olsunlar beklentisi içerisinde değilim ama en azından bir istikrar beklemekte de haksız olmadığımı düşünüyorum. Tecrübe desen var, taraftar desen var, voleybol kültürü var, iyi kötü bir sponsorun da var. O zaman küme düşme hattında ne işi var ki bu takımın? Korobkova'nın VGS maçında başlayan düşüşü devam ediyor. Ne zaman ki toparlanır Karşıyaka da o zaman kendine gelir çünkü başka bir skor alternatifi yok. Kara Uhl yerine de daha verimli bir transfer yapabilirlerdi ki Karşıyaka basketbolda olsun voleybolda olsun hep böyle verimli, nokta transferleriyle bildiğimiz bir kulüp fakat bu sezon voleybolda düşeş attıklarını söyleyemeyiz. Şu manzarayla Play-Off biletini almaları baya zor olacak. İki kişilik Play-Off bileti için Ankaragücü, Nilüfer, Ereğli ve Yeşilyurt gibi 4 tane rakipleri var. En az üçünü alt etmek zorundalar ama bilmiyorum bu istikrarsızlıkla Karşıyaka için bu sene Play-Off çok zor.

18 Aralık 2009 Cuma

Sanja Popovic'le Röportaj



Beşiktaş'ın Hırvat yıldızı Sanja Popovic'le önümüzdeki günlerde bir röportaj gerçekleştireceğiz. Popovic'e sormak istediğiniz soruları bu haberin yorum bölümüne gönderebilirsiniz. Sorularınızı İngilizce veya Türkçe yazabilirsiniz ancak İngilizcenize güvenmiyorsanız lütfen zorlamayın ve sorunuzu Türkçe yazın. Haftaya Perşembe gününe kadar sorularınızı gönderebilirsiniz.

Edit: Röportaj için soru alma faslımız sona erdi. İlginize teşekkürler.

Şampiyonlar Ligi'nde işler yolunda...



Fenerbahçe Acıbadem 3 Aluprof Bielsko Biala 0

Fenerbahçe Acıbadem sezon başındaki ritüelinden hem lig hem de Avrupa'da hız kesmeden devam ediyor.  Bugün Bielsko karşısında bir set kaybetmeyi normal karşılayacaktım ancak Bielsko kazanma ihtimali olan  o tek seti bile alacak direnci gösteremedi. Fenerbahçe manşetlerde zaman zaman aksasa da hücumdaki müthiş silahlar Polonyalıların en önemli özelliği olan inatçı savunmanın gardını düşürdü. Voleybolda sadece savunma yaparak maç kazanmak imkansız bir şey. Bugün Bielsko savunması çok direndi ama Fenerbahçe'nin hücum opsiyonları çok fazla. Bu sert savunma da ancak ilk set ve ikinci setin ilk bölümlerinde Bielsko'yu oyunda tutabildi ondan sonrası klasik bir Fenerbahçe maçıydı.

Fenerbahçe'nin 3-0'a rağmen oyunu çok fazla forse ettiğini söyleyemeyiz. Sıkmadan, rahat rahat oynadılar. Belli bölümlerde Bielsko'nun servisleri manşetleri baya bir zorladı ama sadece o kadar. Gerisini getirebilecek bir potansiyelleri daha da önemlisi mental olarak maça ortak olabileceklerine dair bir pırıltı yoktu. Bielsko'nun en büyük taktik hatalarından biri de servislerde Osmokroviç'in üzerine çok fazla oynamaları oldu. Hücumdan düşürme gibi bir düşünce olabilir burada lakin karşındaki takımda Osmokroviç'i pasifize etsen de manşetler düzgün geldiği sürece topa vuracak opsiyon çok. Dolayısıyla manşette en zayıf halka kimse ona oynamak daha akılcı bir yol olurdu.

Fenerbahçe'nin bu sezon oynadığı 14 resmi maçta kaybettiği set sayısı sadece 2. Müthiş bir performans tek kelimeyle. İşin enteresan yanıysa Fenerbahçe'nin set kaybettiği maçlar da dahil tam kapasiteye çıktığını söylemek pek mümkün değil. Bu maçlarda sadece belli bölümlerde tempoyu yükselttiler. Oyunu forse etmek gerektiğinde servislere yükleniyor ve rakibi oyundan pasifize ediveriyorlar. Stil olarak çok seyir zevki veren bir oyun değil ama bunun en önemli nedeni karşıda topu oyunda tutabilecek bir rakibin olmaması. Böyle bir rakip geldiğinde çok daha seyir zevki yüksek ve tempolu maçlar izleyeceğiz. Zaman ne gösterir bilinmez tabi ki ama Fenerbahçe'nin servis serilerini Türkiye'de durdurabilecek bir takım olduğunu sanmıyorum. Tüm takımın aynı anda kötü servis atması falan gerekiyor. Fenerbahçe bu geceki sonuçlardan sonra Şampiyonlar Ligi'nde set kaybetmeyen tek takım olma ünvanını tek başına ele geçirdi. Doğal olarak takımdan beklentiler de aaman ilerledikçe artıyor. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu sezon başında benim için ciddi bir soru işaretiydi ve bu  yıl için F4'ü yeterli görüyordum ama gidişat neden olmasın dedirtiyor.




RC Cannes 3 Volley Bergamo 1

Bugün ayrıca Cannes-Bergamo maçını da izleme fırsatı buldum. Özellikle ilk iki set izleyenleri voleybola doyuran bir mücadele vardı sahada. Fransa Ligi'indeki rekabet ortamı düşünüldüğünde Cannes'la ilgili şüphelerim vardı ancak bugün oyunun her noktasında Bergamo'ya karşı ezici bir üstünlük sağladılar. Bergamo'da Lo Bianco'nun olmayışı takımı epey etkiliyor belli ki. Bugün iyi servis karşıladıkları anlarda bile üst üste defalarca Cannes bloklarına takıldılar ve özellikle son sette tamamen abondone oldular. Cannes ve Bergamo servis karşılamada Fenerbahçe'den daha iyi görünüyorlar Fenerbahçe'yse hücumdaki zenginliğiyle onların önünde. Geri kalan savunma, servis ve blok gibi etmenlerde takımların hemen hemen aynı seviyede olduğunu söyleyebilirim. Şu takımın ezici üstünlüğü var diyemeyiz. Bergamo her ne kadar şu dönemde biraz sorunlu görünüyorsa da bence hala bu ligdeki en iyi takımlardan biridir. Bu yüzden bu 3 takımın birbirleriyle eşleşmemeleri halinde hali hazırda F4 için en önemli 3 aday olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak İtalyan takımları bu şekilde düşmeye devam eder ve gruplarını alt sıralarda bitirirlerse Fenerbahçe veya Vakıfbank'ın F4'ten önce bir İtalyan takımıyla karşılaşması tesadüf olmaz. Öyle bir eşleşmede dileyelim ki İtalyan takımları o zaman da şimdiki kadar formsuz ve dağınık olsunlar.

15 Aralık 2009 Salı

Anket

Bloğun ilk anketini yapalım artık diyorum. Anketin konusu "200 sayı barajını ilk kim aşar?" Anketteki seçeneklerde yer alan ve bu hafta sonunda bu barajı aşması muhtemel 5 oyuncunun şu ana dek kazandıkları sayılar aşağıdaki tabloda var. Buna göre seçiminizi yapıp sağ üst köşede yer alan anketten oyunuzu kullanabilirsiniz. Bu anketle ilgili görüşlerinizi veya yapılmasını istediğiniz diğer anketleri bu haberin yorum bölümüne bırakabilirsiniz.


Maç Raporu Okuma: Bölüm III


Voleybolda maç raporlarının okunmasıyla ilgili yazılarımıza bir süre ara vermiştik. Kaldığımız yerden devam edelim. Bir önceki yazıda servis karşılamadan bahsetmiştik. Bugün ataklardan bahsedelim.

Voleybolda sayı almak için rakip yarı alana atılan her top teorik olarak atak girişimi kabul edilir. Bu atak girişimi genelde smaç veya plase şeklinde olmasına karşın manşetle karşı alana atılan toplar da bazen bu kategoriye alınıyor. Tabi burada bir takım abuklular da yok değil. Örneğin bazı maç raporlarında kurallara göre hiçbir şekilde atak girişimi yapamayacak olan liberonun sayı aldığını görüyoruz. FIVB standartlarına göre liberonun karşı alana gönderdiği top sayı olsa bile bu sayı liberonun hanesine değil karşı takıma hata olarak yazılır. Ancak ülkemizde bu sayı kimi zaman direkt liberoya yazılıyor kimi zamansa rakibin hata hanesine. Çoğu şeyde olduğu gibi bu konuda da bir standardımız yok.

İstatistik kağıdının atak kısmındaki hanelere kısaca bakalım.

Tot: Bu hane o oyuncunun toplam kaç atak girişiminde bulunduğunu gösterir.

Err: Oyuncunun dışarıya attığı, antene veya fileye çarptırarak hata yaptığı yani rakibe sayı olarak giden atak sayısını gösterir.

Blo: Atak yapan oyuncunun kaç kez 'kill block'ta kaldığını gösterir. Kill block, başarıyla sonuçlanan ve ralliyi bitirerek blok yapan tarafa sayı kazandıran blok türüdür.

Pts: Atak yapan oyuncunun başarıyla sonuçlanan yani takımına sayı kazandıran atak sayısını gösterir.

Pts%: Atak yapan oyuncunun sayıyla sonuçlanan atak sayısının toplam atak sayısına bölünmesiyle bulunan atak yüzdesini gösterir.

Bunların dışında ayrıntılı maç raporlarında bir de shots bölümü vardır. Shots, oyuncunun sayıyla sonuçlanmayan ama hata veya blokla da sona ermeyen hücumlarını gösterir. Yani atak girişiminin sonunda ralli devam etmiştir. Shots sayısı normal maç raporunda direkt yazılmasa bile hata+blok+sayı-toplam atak şeklinde bir formülle bu rakamı kolayca bulabiliriz.

Normal hücum yüzdesi dışında bir de efektif hücum yüzdesi denen başka bir kavram daha var. Bunu daha önce de anlatmıştım ama bir kez daha belirteyim. Efektif hücum yüzdesini hesaplamak için atak yapan oyuncunun (blok veya hata sonucu) rakibe sayı olarak giden tüm atak girişimleri kazandığı sayılardan çıkarılır. Kalan rakam da toplam atak sayısına bölünerek efektif hücum yüzdesi bulunur. Mesela:

10 atak yapan bir oyuncunun takımına 4 sayı kazandırıp 1 kez blok ta kalarak, 2 kez de hata yaparak rakibe sayı verdiğini varsayalım. Bu durumda bu oyuncunun normal hücum yüzdesi şöyle bulunur:

Önce formülümüze bakalım

başarılı atak sayısı/toplam atak sayısı=normal hücum yüzdesi

Şimdi de örnek oyuncumuzun atak yüzdesini hesaplayalım:

4/10*100=40

Efektif hücum yüzdesi içinse formül şöyledir:

başarılı atak sayısı-(hatalı atak+bloklanan atak)/toplam atak*100

Örneğimizdeki oyuncunun efektif hücum yüzdesini hesaplayalım:

4-(1+2)/10*100=10

Görüldüğü gibi örnek oyuncumuz atak yaparken takımına 4 sayı kazandırmış ancak 3 sayı kaybettirmiştir. Böylece efektif olarak aslında 1 sayı kazandırmıştır. Efektif hücum yüzdelerinde kimi oyuncuların eksilere bile düştüğü olur. Bu yüzden bir hücum oyuncusunun asıl performansını ölçerken normal hücum yüzdesinden çok efektif hücum yüzdesine bakmak çok daha doğru bir değerlendirme olur.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi Mesaisi #3



15 Aralık Salı
21.30 Enion Energia DG - Vakıfbank Güneş Sigorta TT (TRT-2, Laola1 TV)

17 Aralık Perşembe
19.30 Fenerbahçe Acıbadem - Aluprof Bielsko Biala (TRT-2, Laola1 TV)

13 Aralık 2009 Pazar

MKE Ankaragücü 1 Beşiktaş 3



Beşiktaş haftanın önemli maçında Ankaragücü'nü 3-1'le geçerek kritik bir deplasman galibiyeti aldı. Pek kaliteli bir mac olmadığı gibi çok fazla bir mücadele de göremedik. Kritik anlarda kaliteli hareketlerden çok hatalar izledik. İki takım toplam 60 küsür hatayla oynadılar. Yani maçta alınan her 3 sayının biri rakibin hatasından geldi.

Beşiktaş yine Popovic merkezli oyununa kaldığı yerden devam ediyor hatta sezon başına göre takımın Hırvat oyuncuya olan bağımlılığı daha da artmış vaziyette. Hücum yüzdesi düşük görünse de Beşiktaş'tan Popovic'i çıkarttığınızda geriye pek bir şey kalmıyor. Majstrovic diğer maçlarına nispeten bugün daha etkiliydi özellikle 5 direkt servis sayısı kendi ortalamasının çok üzerinde bir rakam. Dos Santos da ilk kez siyah beyazlı formayı giydi ve oynadığı bölümlerde ciddi de bir katkısı oldu. Son sette Nilay'la birlikte Santos'un bu katkısı Beşiktaş'a müthiş yüksek bir hücum yüzdesi olarak geri döndü. Asıl performansını sürekli oynadığı maçlarda göreceğiz ama Yağmur'dan daha faydalı olacak ve Beşiktaş'ın Popovic bağımlılığını en azından biraz daha makul oranlara çekecektir. Ligdeki şu gidişata göre Beşiktaş için Play-Off garanti diyebiliriz ama çeyrek finalden ötesi zor.

Ankaragücü cephesinde de yeni transfer Pelin ilk kez sahaya çıktı. Aylardır oynamamış bir oyuncunun böyle ilk maçında mucizeler yapmasını beklemek mümkün değil. O yüzden oyuna çok bir etkisi olduğunu söyleyemem. Ankaragücü nedense bugün önceki maçlarına göre mücadele yönünden çok pasif kaldı. Oyunun kırılma anlarında çok kritik hatalar yaptılar. 3-4 sayı geriden gelip rakibi yakalıyorlar ama işte bu tarz anlarda takım çok acemice hatalar yapmaya ve yeniden geri düşmeye başlıyor. Çok basit hücumlarda topları dışarı vuruyorlar. Keyvobo bugün önceki maçlara göre oldukça etkisiz kaldı. Hurkova bloklara çok takılsa da Keyvobo'dan daha faydalı oldu takıma. Ankarügücü bugün orta hücumlarda da çok pasifti. Bunda pasörlerin de payı vardı ama orta oyuncular hem isteksiz hem yetersiz göründüler. Beşiktaş gibi blok gücü pek yüksek olmayan bir takım karşısında çok fazla bloğa yakalandılar. Merve Gülaç'ı oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Umarım daha fazla şans bulur. Ankaragücü bir an önce toparlanmazsa Play-Off trenini kaçırabilir hatta sadece kümede kalmaya oynayabilir bu gidişle.

Ankara'da yine bir derbi maç ve yine Ankaragücü taraftarının çıkarttığı olaylar. Federasyonun 1 maçlık cezası yeterli gelmedi herhalde ki yine olmaması gereken şeyler oldu. Maçın son setinde Ankaragücü taraftarıyla Beşiktaş genç takım oyuncuları arasında bir atışma oldu ve taraftarlar sahaya indi. Olaylar büyüyünce maç da durdu ve genç takım oyuncuları salonun dışına alındı. Koca koca adamların sebep ne olursa olsun çocuk yaştaki kızlarla kavga etmeye kalkması anlaşılır bir davranış değil. Olayların tam perde arkasını bilmiyorum ama Ankaragücü taraftarının hep bir bahanesi var zaten. Böyle giderse bu takım daha çok saha kapama cezası alır. Takım bu kadar kritik bir dönemden geçerken buluttan nem kapıp ortalığı birbirine katmanın Ankaragücü'ne hiçbir faydası yok. Bunu artık birilerinin Ankaragücü taraftarına anlatması lazım.



12 Aralık 2009 Cumartesi

İstatistik saçmalıkları versiyon bilmem kaç...


Ne kadar yazarsak yazalım gün geçmiyor ki istatistiklerle ilgili daha önce görmediğimiz yeni bir abukluğa denk gelmeyelim. Taze taze bugün oynanan VGS-Ereğli karşılaşmasının maç raporu.  Bu kez sadece 3. sete ait rakamlar var. Gerisi nerede hiçbir fikrim yok. Üstelik bu raporu hazırlayanın da bu işi en titiz şekilde yaptığına inandığımız takımlardan biri olan Vakıfbank olması daha bir ironik. Ligin ağır abileri böyle yaparsa diğer takımlar ne yapmasın.

Edit: Sitedeki hata giderilerek düzgün maç raporu kullanıma açılmış.

11 Aralık 2009 Cuma

FBTV'den yeni bir program?



Fenerbahçe TV'nin yayın akışına bugün saat 22.30'da Filede Şampiyonlar Ligi isminde yarım saatlik bir program eklenmiş. Şampiyonlar Ligi'yle alakalı olduğunu tahmin etmek zor değil tabi ama bunun dışındaki içerikle alakalı henüz bir bilgim yok. Müsait olursam seyredip izlenimlerimi aktaracağım.  Seyreden arkadaşlar da izlenimlerini yorum bölümüne aktarırlarsa iyi olur. Sanırım bant yayın olacak. Meraklılarına duyurulur.

Dinamo Moskova 0 Fenerbahçe Acıbadem 3



Türk spor tarihine geçecek efsane maçlardan 10 tane say deseler şüphesiz bu maç da listedeki yerini alırdı. Dinamo gibi ekol olmuş bir takımı kendi sahasında böylesi net bir skorla geçildiğini son dönemde hatırlamıyorum. Dinamo Moskova - Fenerbahçe Acıbadem maçına voleybol kadar Dinamo Moskova oyuncusu Safronova'nın geçtiğimiz hafta antrenmanda rahatsızlanarak komaya girmesi de damgasını vurdu.  Geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Maçtan önce en çok merak edilen konulardan birisi Jan de Brandt'ın pasör tercihiydi.  Her ne kadar son maçlardaki tercih Dirickx'e işaret etse de antrenörün Naz'ı sakladığını düşünenler de vardı.  Sonuçta antrenörün tercihi beklenildiği gibi Dirickx oldu.  Bunun Fenerbahçe adına oyuna yansıması da köşe ağırlıklı hücumlar oldu.

Moskova'nın maç başında yakaladığı 5-1'lik avantaj çok uzun süreli olmadı ve hatta Fenerbahçe'nin öne geçtiğini de gördük. Sonrasında ise ibre yine Moskova'ya döndü.  19-13'te Jan de Brandt o ana kadar pek de iyi oynamayan Dirickx'i oyundan alarak Naz'ı sahaya sürdü.  Bunu setten umudu kestiği için mi yoksa Naz'ın seti çevirmesi için mi yaptığını bilemiyorum ama ilki daha mantıklı geliyor. Naz'ın girmesiyle taze kan bulan Fenerbahçe, Seda'nın servisinin de yardımıyla seti ve sonrasında maçı almayı bildi.

Maçtan izlenimlere gelince...

Naz bu Fenerbahçe takımının pasörünün kim olması gerektiği konusunda hem De Brandt'a hem de onu eleştiren herkese çok net mesajlar verdi. Naz'la takım daha çeşitli, izlemesi daha keyifli bir oyun oynuyor.  Eda'nın çok daha iyi kullanıldığı konusunda sanırım herkes hem fikir ama dünkü maç gösterdi ki Naz diğer oyuncuları da daha efektif kullanıyor.

Maçın genelinde gerek Fenerbahçe'nin gerekse Dinamo'nun servisi çok fazla zorlamadığını gördük.  Dinamo'ya karşı sert servis atıldığı zaman neler olabileceğini de ilk sette Seda daha sonra da Eda bize gösterdiler.  Yanında kuvvetli manşetçiler olmadığı sürece Goncharova'nın manşete girmesi büyük risk.  Dinamo da bunun bedelini ağır ödedi.  Safronova'nın eksikliği hissedildi.

Fenerbahçe'de Naz'ın oyuna girmesi ve Seda'nın servisleri maçın dönmesinde büyük rol oynasa da kilit oyuncu Gamova'ydı.  Gamova'nın top öldürmeye başlaması ve ona Eda ve Nati ile yer yer de Seda'nın eşlik etmesi maçı Fenerbahçe'ye getiren etkenlerden birisiydi.  Yalnız ileriki maçlarda Nati'nin hücum anlamında daha çok katkı yapması lazım.  Maçın sonları hariç hücum kısmında çok etkili bir oyun oynadığını söyleyemeyiz. 

Hücum yüzdelerine bakınca iki takım arasında pek bir fark yok aslında ama esas farkı hatalarda görüyoruz.  Pek çok istatistiğin denk olduğu bu maçta aynı şeyi hatalar için soyleyemiyoruz.  Fenerbahçe'nin 14 hatasına karşılık Dinamo'nun 34 hatasını görüyoruz ki bu da neredeyse bir buçuk set demek.  Ayrıca sanırım Dinamo'nun sadece 3 blokla bitirdiği başka bir maç bulmak da kolay olmaz.

Dinamo'nun sıkıntılarını bu maçta net olarak gördük diyebiliriz.  Takımın manşetçilerine bakıldığı zaman bu oyuncuların pek de istikrarlı olmadığını görüyoruz.  Kötü manşetten dolayı eline düzgün top gelmeyen Oksana da manşet iyi geldiği zaman bile bocalıyor zaman zaman.  Takımla ve oynattığı, oynadığı oyunla pek mutlu görünmüyor.  Böyle giderse pasörlüğü unutacak. Özellikle Gioli ile ciddi uyum sorunları yaşıyor.  Gioli demişken onunla devam etmekte de fayda var.  Milli takımıyla oynarken bizi kendine hayran bırakan Gioli'yi göremiyoruz Dinamo Moskova'da.  Pasör farkı ve faktörü yadsınmamakla birlikte Gioli'nin iyi gelen toplara bile etkili hücum edemediğini, blokta ise hemen hemen hiç faktör olmadığını gördük.  Belli standartta ve sayıda top almayınca oyun konsantrasyonunu kaybeden, oyundan düşen bir oyuncu görüntüsü verdi. Bazı turnuvalarda Gioli'nin niye MVP olmadığı konuşulmuştu.  Bu maç aslında niye olmaması gerektiğinin göstergesi.  MVP olmayı hak edecek istikrara ve komple oyuna sahip değil. Tabi Villa Cortese söylentileri de günden güne ciddileştiği bir ortamda artık gitmek için şafak sayan teskereci askerlere benziyor.

Fenerbahçe cephesinde maçın başı dışında her şey istendiği gibi gitti. Bu seviyede takımların kazanması gereken en önemli özelliğin maç içi krizleri atlatabilmek olduğunu daha önce söylemiştim. Fenerbahçe Naz'ın da etkisiyle bu kriz anlarından maçı çevirmeyi başardı. Moskova'nın en büyük zaafları olan servise karşı manşet ve defans problemlerini istikrarlı servis atarak kendi lehine çevirdi. Aslında yukarıda dediğim gibi son set dışında serviste çok riske girilmedi. Bunun nedeninin rakibi tartmak olduğunu düşünüyorum. Zaten 3. setteki skor da ilk iki setin rahatlığıyla serviste riske girilmesiyle ortaya çıktı. Blom'un eksikliğine rağmen savunmada performans geçer düzeydeydi. Yine son sette Fenerbahçe'nin inatçı savunması karşısında top öldüremeyen Dinamolu oyuncular maçtan da tamamen ümidi kestiler. Bu arada maç sonunda Fenerbahçeli oyuncular çılgınca sevinmeye hazırlanırken Gamova'nın maçın özel durumunu hatırlatarak arkadaşlarından sevinç gösterilerini abartmamalarını istemesi de gözden kaçırılmaması gereken güzel bir ayrıntı.

Her ne kadar bu yılın hedefinin Avrupa'da şampiyonluk olmaması gerektiğini düşünsem de rakiplere bakınca bunun bu yıl belki de mümkün olabileceğini söylemek mümkün.

10 Aralık 2009 Perşembe

Savunma Resitali...



Dün geceki Dinamo Moskova - Fenerbahçe Acıbadem maçından kısa bir an. Fenerbahçe'den Asya takımlarını anımsatan inatçılıkta bir savunma performansı ve sonrasında gelen blok sayısı. Bu tarz defansif aksiyonlar rakibi ciddi moral kaybına uğratır ve direncini düşürür. O ana dek kafa kafaya giden set de bu sayıdan sonra kopuverdi zaten.

Takım İstatistikleri Güncellendi

Ligde yer alan 12 takım ve 156 sporcunun tüm toplam ve bireysel istatistiklerini güncelledim. Ayrıca set başına düşen istatistikleri de ekledim. İstatistiklerini görmek istediğiniz takımın sağ menüdeki logosuna tıklayarak o takım ve oyuncularıyla ilgili tüm istatistiklere ulaşabilirsiniz. Tüm takımların tek tabloda verildiği istatistik bilgilerine de yine sağ menüdeki Tüm Takımlar linkinden ulaşabilirsiniz.

Bundan böyle takım istatistikleri maç raporları Federasyonun sitesine yüklendikten hemen sonra güncellenebilecek. Bireysel istatistiklerde hala daha bir-iki günlük gecikmeler olabilir. Bu arada Ankaragücü'nün 5 numaralı oyuncusunun adını ve soyadını bilen biri yorum kısmına yazarsa çok makbule geçer :)

8 Aralık 2009 Salı

Bireysel İstatistikler Güncellendi

Aroma Bayanlar Ligi'ndeki oyuncuların bireysel istatistiklerini 8. hafta sonuçlarına göre güncelledim. İstatistik bilgileri verilmeyen MKE Ankaragücü-Ereğli Belediyesi maçı bu istatistiklere dahil değil doğal olarak.

Bundan böyle hücum istatistiklerinde kafa karıştıran gereksiz tablolar yayınlamak yerine en iyi ve en kötü skorerleri efektif yüzdesine göre sıraladığım iki ayrı tabloda vereceğim. En iyi ve en kötü hücum oyuncularını hesaplarken minimum atak sayısı artık 100 değil. Bunu içerisinde bulunduğumuz haftayı 10'la çarparak bulacağım. Bu hafta listeye girmek için gereken minimum atak sayısı 80 mesela. Bunun dışında pek bir yenilik yok. Ayrıca Beşiktaş takımını da artık en iyi servis karşılama istatistiklerine dahil ettim ancak sizlerin de rahatça görebileceğiniz gibi kağıt üzerindeki rakamların sahadaki oyunla pek bir alakası yok.

İstatistiklerle ilgili her türlü önerinizi yorum kısmına bildirin diyeceğim ama herkes memnun herhalde mevcut durumdan zira kimsenin bir şikayeti yok gibi. Lakin öneri getirmezseniz ben de böyle kafama göre yayınlamaya devam ederim ;)

7 Aralık 2009 Pazartesi

Kayıp Aranıyor...


Madem istatistiklerdeki sorunlardan söz ettik bunu da es geçmeyelim. 1 Aralık'ta oynanan Ereğli - Ankaragücü maçının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen maçın istatistikleri hala daha Federasyonun sitesine eklenmiş değil. Ya maçta istatistik tutulmadı ya da maç raporu bilgisayarda kayboldu :)

Sorunun nedeni ne bilmiyorum maçın Ankaragücü'nün cezası nedeniyle Kayseri'de oynanmış olması bir bahane olamaz herhalde. Burada baş sorumlu Ankaragücü zira istatistikleri Federasyonun sitesine yüklemek öncelikle evsahibi takımın sorumluluğunda. Aynı şekilde Ereğli de evsahibi olduğu başka bir maçın istatistiklerini ancak bir hafta sonra siteye yükleyebilmişti ama Federasyonun da aradan bir hafta geçmiş artık kulüpteki yetkililerin kulağını çekip uyarması gerekirse yaptırım uygulaması lazım. Biraz daha ciddiyet lütfen...

İş Ahlakı...



Bu haftaki İller Bankası - Nilüfer Belediyesi karşılaşmasının maç raporunda Nilüfer Belediyesi'ne ait bölüm.  Daha önce ismi yazılmayan veya Unknown Player diye geçen oyuncular görmüştüm ama bir takımın tüm oyuncularının es geçildiğini ilk defa görüyorum. Türkiye'de bu işlerin ne kadar ciddiyetten uzak yapıldığını anlatmak için daha iyi bir örnek olamaz herhalde. Şu maç raporunu CEV'e gönderseniz o maçın istatikçisine yedirirler bunu. Birileri de daha bu kadar basit işlere bile bir standart otutturmaktan aciz Federasyonu yağlasın dursun.

4 Aralık 2009 Cuma

Fenerbahçe Acıbadem 3 VK Prostejov 0



Fenerbahçe Acıbadem Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk maçında Çek temsilcisi Prostejov'u net bir skorla geçti. Ancak ben bu maçta takımı kesinlikle beğenmediğimi belirtmek zorundayım. Şampiyonlar Ligi seviyesi için konuşuyorum tabi ki. Fenerbahçe'nin hedefi F4, hatta şampiyonluksa bu hedefleri baz alırsak takımda çok ciddi sorunlar var. O yüzden maçtan çok bu sorunları konuşmak daha doğru olur.

Maç öncesi aldığım habere göre Blom'un elinde bir sorun vardı ve bu nedenle oynayamayacaktı. Bu hesapta olmayan sakatlık Fenerbahçe'de sistemi tamamen değiştiriverdi. Seda'yı zorunlu olarak ilk 6'ya yazan Jan, rotasyonu da Seda önde, Eda arkada olacak şekilde kurgulamış. Yani Nihan, Seda-Çiğdem ikilisinin arkaya geçtiği turlarda Çiğdem'le değil Seda'yla değişti. Bu da Çiğdem'in her sette bir tur dışında sürekli oyunda kalması demekti. Çiğdem libero olayından önce yetişmiş bir orta oyuncu olduğu için manşeti fena değil ancak Şampiyonlar Ligi'ni götürebilecek düzeyde bir manşeti yok. Zaten maç boyunca ciddi sıkıntılar yaşadı. Karşıladığı toplam 13 serviste sadece 2 kez mükemmel manşet alabilmiş. Jan'ın sistemdeki bu değişikliği Fenerbahçe'nin kadrosunun da Şampiyonlar Ligi için pek de derin olmadığını gösteriyor. Yedekte iyi manşet alan bir smaçör olmayınca yamalı bohça misali bir çözüm üretmek zorunda kaldılar.

Jan'ın Drickx'le maça başlayacağını zaten biliyordum ancak Fenerbahçe'deki bir diğer sorun da Naz-Drickx ikilemi. Açık konuşmak gerekirse benim her halükarda pasöre yazacağım ilk isim Naz olur. Drickx fazla köşe ağırlıklı bir oyuncu. Çoğu zaman ortaları unutuyor ki Fenerbahçe'nin en önemli silahlarından biri orta hücumları. Drickx bugün de 2. setin ortalarına kadar ortaları unuttu desek yeridir. Fenerbahçe bugün orta oyuncularını kullanarak toplamda 11 atak yapabilmiş. Bu Eda'nın Naz'la oynadığı zamanlarda tek başına yaptığı atak sayısının bile neredeyse yarısı. Fenerbahçe haftaya Dinamo karşısında ortaları kullanamazsa hücumda büyük sorunlar yaşayacaktır. Bunun altını çizelim birkez daha. Peki Drickx'in köşe oyuncularının performansına bir katkısı var mı diye soracak olursak orada da sorunlar devam ediyor. Fenerbahçe'nin köşe oyuncuları Drickx'le daha yüksek bir performans sergilemiyor. Yani Drickx bu noktada da Naz'a tercih edilmesini gerektirecek bir şey yapmıyor. Naz'ın yokluğu demek onun dinamizmi ve blok tehdidini de kullanamamak anlamına geliyor ayrıca. Drickx'in Naz'a göre tek üstünlüğü solak olmasının da avantajıyla hücumda rakip blokları yanıltan ters ataklar yapabilmesi ki o da ne kadar önemli bir tercih nedenidir tartışılır. Jan De Brandt en saygı duyduğum koçların başında geliyor ancak bu maçtaki kadro tercihi olsun, oyuna müdahaleleri olsun her manada kötü bir coaching performansı sergilediğini de açıkça belirtmek zorundayım.

Gelelim Nihan'daki anlamsız ısrara. Bildiğiniz gibi kendisinin sağ bileğinde önemli bir sorun var ancak buna rağmen iki maçtır bandajla sahaya çıkıyor. Bugün ters gelen bir top sonrası suratındaki ifadeden anlaşıldığı gibi bileğindeki sorun Nihan'ı ciddi bir şekilde etkiliyor. Nihan, Fenerbahçe'ye telafisi çok mümkün olan bu maçlarda değil ilerideki çok daha ciddi maçlarda lazım. Bugün Nihan'sız da bu maç kazanılırdı pekala ancak bileğindeki sorun daha ciddi boyutlara gelirse Fenerbahçe Nihan'ı asıl ihtiyacı olan maçlarda kullanamayabilir. Bugün o pozisyondan sonra oyuncun ne kadar devam ederim dese de artık olayı Rus ruletine çevirmeden Nihan'ın oyundan alınması gerekirdi. Fakat Nihan yine oyuna devam etti. Jan için bir eksi de buraya yazalım.

Fenerbahçe'de pek kimsenin farkında olmadığı bir diğer sorunsa Gamova. Rus oyuncuda haftalar ilerledikçe belirginleşen bir performans düşüşü var. Hareket ve refleksleri fark edilir biçimde yavaşlamış durumda. Toplar yüksek atılmıyor, paslar istediği gibi gelmiyor falan değil buradaki sorun. Direkt Gamova'dan kaynaklanan bir yavaşlama var. Eğer sezonun ilk maçlarıyla son maçlarının videolarındaki benzer pozisyonları üst üste koyup izlerseniz bu farkı net bir şekilde görürsünüz. Sanırım antrenmanlarda ağırlık çalıştırılarak fizik yüklemesi yapılıyor. Başka bir neden gelmiyor aklıma ancak aşağıdaki rakamlarda açıkça görüleceği gibi Gamova ilk geldiğindeki Gamova değil ve istikrarlı bir şekilde düşüşte. Aşağıda Gamova'nın bugün dahil son 8 maçtaki efektif ve normal hücum performanslarının karşılaştırmalı çizelgesi var. Ne kadar ciddi bir düşüş yaşadığını buradan rahatlıkla görebiliyoruz.

 

Efektif hücum nedir onu da belirteyim bu arada. Oyuncunun hatalı ve bloklanan atak girişimlerinin kazandığı sayılardan çıkarılıp kalan rakamın toplam atak sayısına bölünmesiyle elde ediliyor. Daha çok NCAA'de kullanılsa da çoğu antrenör için bir oyuncunun atak performansını çıkartmanın en doğru ve güvenilir yoludur.  Neyse görüldğü gibi Gamova'da sahada da varlığını hissettiren bir sorun var. Şimdilik bu konuda fazla konuşmadan diğer maçları bekleyip görmekte fayda var.

Fenerbahçe'nin genel manşet sorunuysa ligde onları etkilemez ancak Şampiyonlar Ligi'nde şampiyonluk için kesinlikle büyük bir handikap. Mevcut kadroyla bu handikabı aşıp şampiyon olabileceklerini açıkçası pek sanmıyorum. Fenerbahçe'nin Avrupa'nın zirvesine çıkabilmek için bir orta bir de manşeti iyi bir köşe oyuncusu transfer etmesi şart. Bu hafta Şampiyonlar Ligi'ndeki İtalyan takımlarının servis karşılama yüzdelerini Fenerbahçe'yle kıyasladığımızda özellikle mükemmel manşet yüzdelerindeki rakamlar fazla söze gerek bırakmıyor.



Olumlu
Mükemmel
Fenerbahçe Acıbadem
69%
24%
Volley Bergamo
61%
27%
Scavolini Pesaro
69%
49%
Asystel Novara
86%
45%

Şampiyon olmayı geçelim  F4'ün kapısını çalmak için bile İtalyan takımlarını elimine etmek zorundasınız. Bu yüzden Fenerbahçe'yi bu takımlarla kıyaslamak daha doğru bir yaklaşım olur. Yoksa bu kadronun yurt içindeki hedefler için zaten kıyaslanabilecek bir rakibi yok.

Avrupa'da şampiyonluk hedefi için yukarıdaki handikapların mutlaka tolere edilmesi gerekiyor. Bugün bir oyuncuda yaşanan sakatlık problemi takımın sistemini büyük oranda değiştirmesine yol açtı. Bu tarz hesapta olmayan sorunlar sezon boyu yaşanacaktır elbette. Önemli olan bu eksikliklere eldeki kadro içerisinde çözüm bulabilmek. Bugün bulunan çözümler, rakibin özellikle pasör konusunda yaşadığı sorunlar sayesinde Fenerbahçe'nin fazla başını ağrıtmadan maçı bitirmesini sağladı fakat kulvarlar daraldıkça rakiplerin seviyesinin yükseleceğini ve üstün körü çözümlerin yetersiz kalabileceğini bir yerlere not edelim.

Haftaya Dinamo'yla önemli bir maç var. Fenerbahçe'nin orta hücumları mutlaka forse etmesi gerekiyor. Sadece köşe hücumlarını kullanmak yüksek ama ağır bloklara sahip Dinamo'nun işini kolaylaştırır. Üstelik Gamova'daki form düşüklüğünü de hesaba katınca orta hücumları o maçta çok daha belirleyici bir faktör olacak. Dinamo'nun ciddi bir manşet zaafı var ve onlar da tıpkı Fenerbahçe gibi kendi liglerinde zor maç oynamamanın handikaplarını bu seviye maçlarda yaşıyorlar. Bunun yanında blok dublajları başta olmak üzere savunmadaki kapasiteleri de çok yetersiz ve fazlasıyla istismara açıklar. Fenerbahçe özellikle iyi servislerle rakibin bu bariz zaaflarının üzerine giderse grup liderliği yolunda önemli bir avantaj yakalayabilir ama Ruslarla Rus takımı gibi oynamaya çalışmayız umarım.

Neyse enseyi çok karartmaya da gerek yok fakat görünen şeyleri de yazmak zorundayız. Bu yıl çoğu taraftarın sandığının aksine Fenerbahçe için bir geçiş dönemi aslında. Asıl hedefler önümüzdeki yıla yönelik. Bu sezon yaşanacak sorunlar önümüzdeki yıl minimize edilirse asıl o zaman şampiyonluk beklentisine girmek gerekiyor. Teknik kadro da bunun bilincinde. O yüzden şimdiden özellikle taraftar forumlarında fazla gaza gelen bir kısmın aksine daha temkinli olmakta yarar var.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Anna Baranska



Dün Bielsko - Dinamo maçını izlerken birkez daha aklıma geldi Polonyalı smaçör. Kasia'nın olmadığı, Kaczor'un bir maç iyi, bir maç kötü olduğu Avrupa Şampiyonası'nda Polonya'yı bronz madalyaya taşıyan isimdi. Boyu kısa ama bunun hücumda getirdiği dezavantajları müthiş oyun zekasıyla kapatan, belli bir seviyenin altına kolay kolay düşmeyen istikrarlı bir smaçör. Manşet ve defansıysa parmak ısırtıyor. Bunların dışında hırsı, takımı toparlaması ve en zor anlarda bile sorumluluk almaktan çekinmemesi diğer artı yönleri. Polonyalı bir arkadaşımla kendisi hakkında konuşurken en iyi tanımı yapmıştı aslında: Underrated. Yani olması gerektiğinden daha az değer verilen bir isim. Baranska için Osmokrovic'in bir seviye altı diyebilirim genel olarak. Ligimizde bir dünya takım manşet-defans-hücum üçlüsünü bir arada götüremeyen hatta bu üç özellikten hiçbirini doğru dürüst yapamayan smaçör eksikliğinden müzdaripken Baranska'yı neden hala kimse düşünmez merak ediyorum. Daha yaşı 25 Anna'nın ve smaçörlerin yaş ilerledikçe daha da mükemmelleştiğini göz önüne alırsak şu anda harika bir yatırım olur kendisi. Seneye muhtemelen İtalya'ya gider diye tahmin ediyorum. Bizim ligde özellikle başaltı hangi takım alsa bir seviye yukarı taşır o takımı. Böyle bir yeteneği Türkiye'de görmeyi isterdim açıkçası. Estetik tarafı da tribünler için ayrı bir keyif. Bakalım belki işbilir bir takımımız çok geç olmadan kendisini transfer etmeyi akıl eder.

1 Aralık 2009 Salı

Bireysel İstatistikler Güncellendi

Bireysel istatistikler bölümümüzü güncelledik. 7. hafta sonrası oluşan tüm rakamlara göre sıralamaları sağ menüdeki kategorilere tıklayarak görebilirsiniz. Bu hafta henüz oynanmayan iki maç bu istatistiklere dahil değil. Önceki istatistiklerde bazı oyuncuların toplam sayıları, servis ve ace rakamları yanlış hesaplanıyormuş. O hataları düzelttik. Bunların dışında artık listeler Top 10 değil, Top 20 şeklinde olacak. Böylece her kategoride daha fazla oyuncuyu görebileceksiniz. Ayrıca servis istatistiklerine % olarak en iyi ve en kötüleri de ekledik. Aynı şekilde servis karşılama istatistiklerinde bundan böyle en iyi ve en kötüleri hem olumlu hem mükemmel manşet yüzdeleri üzerinden ayrı ayrı görebilirsiniz. Beşiktaş takımının servis karşılama istatistikleri daha önce belirttiğim gibi güvenilir olmadıklarından bu kategorideki en iyiler sıralamalarına dahil edilmediler. Set başına düşen bireysel istatistikleri yayınlamak için çalışmalarımız devam ediyor. (Bakalım kaç hafta daha böyle sallayacağım bu işi :)

İstatistiklerle ilgili her türlü görüş ve önerinizi yorum bölümüne bırakabilirsiniz.

Nihan Yeldan'ın sakatlığında son durum


Nihan Yeldan'ın son Vakıfbank maçında sağ bileğinde sargıyla oynadığı dikkat çekmişti. Öğrendiğime göre sağ bileğinde bir sorun varmış. Çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama oynamasına engel değil. Normalde oynamaması halinde daha çabuk iyileşebilecek bir sorunmuş fakat doktorlar sargıyla oynayabileceğini belirtince oynayıp oynamama kararını kendisine bırakmışlar. O da oynamak istediğini söylemiş. Kolundaki sargının nedeni bu yani. Sanırım bir süre daha bu şekilde oynayacak.