İller Bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İller Bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2010 Cumartesi

İller Bankası İlk Devre İstatistikleri

Toplam İstatistikler



Set Başına Düşen İstatistikler



Kazanılan/Kaybedilen Sayıların Dağılımı


25 Aralık 2009 Cuma

Fenerbahçe Acıbadem 3 İller Bankası 0


 Fenerbahçe Acıbadem, ligin kalburüstü takımlarından biri olan İller Bankası'nı da 3-0'la geçerek nihayet çok ihtiyaç duyduğu devre arasına sıfır kayıpla kendini atmayı başardı. Bu maçın öncesinde de rakip ne kadar dirençli olsa da sürpriz bir puan kaybı beklemiyordu kimse. 17 resmi maçta sadece 2 set kaybederek etkileyici bir performansla son yıllarda görmediğimiz bir dominasyon kurdu Sarı-Lacivertliler.

İller Bankası, bu ligde nerede nasıl oynaması gerektiğini en iyi bilen ve kadrosu elverdiğince gittiği yere kadar maçı götüren bir takım. Bugün de maç boyunca rakibinin zaafları neyse onları kullanmaya çalıştılar. Fenerbahçe'nin servis karşılamada 2 zayıf halkası var. Üzerlerine oynandığında hata yapmaya meyilli Songül ve Seda. Jan de Brandt bugün Eda, Naz, Osmokroviç ve Nihan gibi oyuncularını dinlendirerek başladı maça. Osmokroviç'in yokluğunun manşette neden olacağı sıkıntıyı da uzun süredir oynamaya hasret kalmış Blom'la telafi etme yoluna gitti. Böyle bir ortamda İller Bankası yapabileceği en akıllı taktiği uyguladı. Servislerde sürekli Seda'yı o öndeyken de Songül'ü buldular. Bunun semeresini de ilk sette uzun süre 3-4 sayılık farklarla önde götürerek aldılar. Tabi rakibin ne kadar zaafları olsa da İller Bankası'nın kapasitesi de bir yere kadar yetiyor. Fenerbahçe ilk sette 13-13'ü yakaladıktan sonra rakibinin direncini tamamen kırdı. İller'de de Meryem'e destek olacak bir skorer çıkmayınca 12-4'lük bir seriyle seti aldılar.

İkinci sete Fenerbahçe Blom'un servis şovuyla başladı. Smaç servis benim pek taraftarı olduğum bir servis stili değil aslında. Bir kere hata yapma riski yüksek. Yani smaç serviste bir oyuncunun seri yakalaması kolay bir şey değil. İkincisi servis atan oyuncuyu fizik olarak hayli yıpratıyor. Üçüncüsü float servise göre tahmin edilebilirliği ve karşılanması daha kolay. Eminim çoğu manşetçi float servis yerine smaç servis karşılamayı tercih eder. Bu nedenle bu işi hakkıyla yapan oyuncular dışında smaç servise fazla yüklenilmemesi taraftarıyım. Alice Blom da senelerdir bu işi hakkıyla yapan oyunculardan biri. Ligde smaç servis atan diğer oyuncularla karşılaştırıldığında direkt sayı yüzdesi çok yüksek olmasa da hata yüzdesi daha düşük seviyelerde. Fenerbahçe Alice'in bu özelliğinden ligin ilk haftalarında çok ekmek yedi. Setlere hep Hollandalının servisleriyle giriyorlardı hatırlarsanız. Bugün ikinci setin başındaki o performansı İller Bankası'nın direncini kıran en önemli faktör oldu ve Fenerbahçe setin başındaki farkı sürekli açarak gayet rahat bir şekilde seti bitirdi.

Üçüncü sette Jan de Brandt, servislerde ciddi şekilde aksayan Seda yerine Nati'yle başladı. Blom'u oyunda tutmak için de Drickx'in yerine Naz'ı tercih etti. Bu sette de ikinci teknik molaya kadar büyük bir kopuş olmadı ancak Fenerbahçe karşısında oyunun son bölümüne yakın skorla giremezseniz işiniz zor. Hele ki İller Bankası gibi nedense hemen her maçta set sonlarını getirmekte ciddi sıkıntılar yaşayan bir takımsanız işiniz daha da zor. Tüm bu faktörler birleşince yine ilk settekine benzer şekilde 9-2'lik bir seri yakalayan Fenerbahçe maçı da rahat bir şekilde bitirdi.

Yukarıda dediğim gibi İller Bankası oynayabileceği en iyi şekilde oynadı. Servislerde hedefledikleri Seda ve Songül gibi oyuncuları iyi yakaladılar, İpek'in oyunda olduğu bölümlerde 3 metrenin önüne doğru iyi servisler  attılar ama sadece servis atarak böyle bir rakibi yenebilmek mümkün değil. Dikkat edilirse Osmokroviç'in oyunda olduğu hiçbir bölümde servisler ona atılmadı. Aynı şekilde Alice üzerine de zorda kalmadıkça servis atmadılar. İki gün önceki maçta Gökhan Edman'ın Nati'ye manşet antrenmanı verdirdiği garip taktiğini düşünürsek bence İller Bankası dersine gayet iyi çalışmış.

Fenerbahçe'nin savunmadaki performansına direkt etki eden 5 tane oyuncu var. Bunlar önem sırasına göre Nati, Nihan, Çiğdem, Alice ve Naz. Bu 5 oyuncu bir arada olduğu sürece Fenerbahçe'nin savunmadaki dinamizmini kırabilmek çok zor. Nati, Çiğdem ve Naz savunmada nerede duracaklarını çok iyi bilen, oyun zekası yüksek oyuncular. Alice ve Nihan da hırsları ve çabuklukları sayesinde savunmanın direncini yükseltiyorlar. Fenerbahçe bu beşliyi bozduğu her maçta ciddi savunma sıkıntıları yaşadı. Keza Alice, Nati, Nihan üçlüsünün servis karşılamada sağladığı konforu da kaybettikleri anlar oldu. Seda'nın elbette kazanılması gerekiyor fakat bu saatten sonra iyi bir 4 olur mu Seda'dan bilemiyorum. Açıkçası zor görünüyor. Seda'nın sezon başında aldığı kilolar hala daha başına bela. Oyunda olduğu her bölümde Fenerbahçe'yi ciddi şekilde yavaşlatıyor. İpek'in de sadece blok kovalamak dışında savunma performansını da yükseltmesi lazım. Bu konuda önünde Çiğdem gibi bir örnek var. Elbette o fizikle Çiğdem kadar hareketli olmasını bekleyemeyiz fakat iki adım önüne düşen topu bile öylece seyretmesi fizikle geçiştirilecek bir şey değil. Fenerbahçe'de genel olarak bazı oyuncuların fark edilir bir duraklamaya girdiğini düşünüyorum. Bunun en önemli nedeni de maçların hep rahat tempolarda geçmesi ve rakiplerin Fenerbahçe'yi zorlayacak pozisyonlara düşürememeleri.

Ocak ayından itibaren Fenerbahçe asıl sınavını vermeye başlayacak. Ligde rakipler Fenerbahçe'yi artık daha iyi tanıyor. Ben yine şampiyonluğu vereceklerini hiç sanmıyorum fakat lig ilk yarıdaki kadar rahat geçmeyecektir. Bunun yanında asıl kritik viraj Şampiyonlar Ligi olacak. İtalyan takımlarının mevcut durumu çoğu kişiyi yanıltıyor. Bu takımlar direnci yüksek kadrolara sahip. Bugün formsuz olmaları yarın aynı çizgide olacakları anlamına gelmiyor. Şu dönemdeki performansları yüzünden gruplarını alt sıralarda bitirmeleri ve F4'ten önce bir veya daha fazla İtalyan-Türk eşleşmesinin gerçekleşmesi kaçınılmaz görünüyor. İşte hem Fenerbahçe hem de Vakıfbank için belirleyici faktör o maçlardaki performansları olacak. O kritik eşiği kayıpsız atlatamazlarsa bundan önceki performanslarının hiçbir kıymeti kalmıyor ki Şampiyonlar Ligi geçmiş yıllarda benzer performanslarla gelip en olmadık yerde kaybeden takımların hikayeleriyle dolu. O yüzden hep söylediğim şeyi tekrar ediyorum. Fenerbahçe'nin o olmak ya da olmamak maçları gelmeden şöyle sağlam bir yumruk yemesi ve oyuncuların biraz ayaklarının yere basması lazım.

24 Aralık 2009 Perşembe

Nilüfer Belediyesi 3 İller Bankası 1


Dün sonuçlara bakarken ilk dikkatimi çeken bu maç olmuştu. Bir kere maç skoru direkt ofsayttı benim için. İller Bankası ligin üç ağır abisini saymazsak bu yıl Beşiktaş dışında bir tane takıma yenilmemişti bu yüzden bu eşleşmede mutlak favorimdiler. Set skorlarına bakınca durum daha da ilginçleşti. İki set zaten uzadıkça uzamış 30'lu rakamları bulmuş lakin olayın daha ilginç yanı İller Bankası'nın toplamda 103-98 üstünlüğü var ama maçı 3-1 vermişler. 3-2'lik maçlarda olur böyle şeyler de 3-1'lik bir maçta olursa doğa üstü olay muamelesi yaparım ben o maça. Neyse ben de maç raporuna bakayım dedim ne olmuş ne bitmiş diye. Ancak maç raporuna bakınca iş daha da ilginçleşti. İstatistiklere göre Nilüfer'in üstün olduğu tek yer servisler olmuş. Onun dışında oyunu domine ettiği bir nokta yok.


Nilüfer Bld.
İller Bankası
Blok
7
22
Ace
13
6
Servis Karşılama
50-41
50-40
Atak Yüzdesi
38%
45%
Toplam hata
27
26

Açıkçası maç raporundan bu karşılaşmada neler döndüğünü, maçı Nilüfer'e getiren şeyin ne olduğunu ben çözemedim. Gördüğümüz kadarıyla lise maçı havasında bir dünya hata yapmış iki takım da. Yine de böyle maçları izlemeden net bir yorum yapamıyorsunuz. İller Bankası 5 oyuncuyla çift haneli skor üretirken bunlardan ikisi 20'li sayıları bulmuş, rakibi hem atak yüzdelerinde hem de bloklarda resmen ezip geçmiş ama maçı 3-1 kaybediyorlar :) Bu maç için şu ana dek kupanın tek sürpriz sonucu diyebilirim ben kendi adıma. Hele İller ikinci maçta gereken skoru yakalayamayıp elenirse asıl sürpriz o zaman olur.