15 Mayıs 2010 Cumartesi

Gamova üzerine...



Fenerbahçe gerçekten ilginç bir camia. Üzüntüyü de sevinci de uçlarda yaşayan bir taraftar profili var. Bunun son örneğini Gamova'nın ayrılışı sonrası şu günlerde gözlemlemek mümkün. Gamova'nın gideceği çok büyük bir sır olmamasına rağmen nedense taraftarlar üzerinde geniş çaplı bir şaşkınlık uyandırmış. Bunun bir son dakika sürprizi olmadığı aksine aylardır beklenen bir gelişme olduğunu tahmin etmek için  kahinlik yapmaya gerek yoktur sanıyorum. Taraftarın kulüpteki sporculara olaya sürekli bir taraftar zihniyetiyle bakarak gereksiz ve fazlaca anlam yüklemesinin bir sonucu bu aslında. Sporcular için bu bir hobi değil yaşamlarını idame ettirmelerine yarayan bir meslek. Bunu bir türlü anlayamıyoruz. Elbette istisnai örnekler mevcut ama genele baktığınızda profesyonel sporcular da birer meslek erbabıdır sonuçta. Kariyer tercihlerini planlarken olaylara taraftar gözüyle bakmadıkları gibi öncelikleri her zaman kendi kişisel istekleri, tercihleri ve çıkarları oluyor. Üstelik Gamova gibi ülkede sadece 1 yıl kalmış bir oyuncuya bu derece fazla bağlanmak, adeta simgeleştirmek bana ne kadar taraftar gibi bakmaya çalışsam da anlamsız geliyor. Gamova yıllarca bu kulüpte oynar sonra giderse bunun taraftar psikolojisine bu derece yansımasını kabul edebilirim fakat şu koşullarda bu kadar gürültü patırtı koparılmasını  anlamak zor.

Fenerbahçe taraftarı Gamova'nın takımda kalacağına o kadar kendini inandırmış ve şartlandırmış ki bu ayrılışı kabul etmek zor geliyor. Yaşanan hayal kırıklığıyla birlikte hemen bir suçlu arayışı başlatılmış. Bundan bir süre önce Gamova'nın gideceğini Twitter, Fenerbasket, Ekşi Sözlük gibi yerlerde yazmıştım. Bunu ilk söylediğimde aldığım alakasız tepkiler ve yapılan ithamlar bana kalsın ancak olayın gerçeğe dönüşüp Gamova'nın resmi olarak da kulüpten ayrılmasından sonra bazı insanların bunun sorumlusu olarak "Gamova'nın gideceğini" söyleyenleri göstermesi ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir herhalde. "Gamova veya x oyuncu başka takıma gidecek" dediğinizde sanki ona kötü oyuncu demişşiniz gibi tepki veren bir takım insanlar da var ki onlar apayrı bir araştırma ve yazı konusu olurlar.

Internet'in getirdiği göz önündelik ve fikirlerini çok daha fazla insana ulaşacak şekilde ifade edebilme kolaylığıyla birlikte insanlar forumlar, sözlükler, twitter gibi platformlarda yazdıkları her şeyin birileri tarafından takip edildiğine ve o birilerinin hayatlarını bu yazılanlara bakarak yönlendirdiğine koşulsuz bir şekilde inanır olmuşlar. Sporcular, antrenörler, menajerler burada yazılanları okuyor, onları etkiliyorsunuz, kafalarını karıştırıyorsunuz gibi gerçekçi bir dayanaktan yoksun argümanlarla eleştiriler yapılıyor. Bu camianın içerisinde aktif olarak bulunan ve profesyonel anlamda bu işi yapan kişilerin bizlerin yazdıklarından etkilendiği teorisine inanmak kendini fazla ciddiye aldığının bir göstergesi olsa gerek. Bu insanlar etraflarında olup biten, direkt içerisinde yaşadıkları bir dünyada gerçekleşen olayları bizden çok daha detaylı bir şekilde biliyorlar zaten neden tanımadıkları ve tamamen çemberin dışında olan insanların dediklerinden etkilensinler ki? Ya da bu etki tercihlerini şekillendirmelerinde ne derecede rol oynayabilir?

Gamova'nın Kazan'a transferi herhangi birilerinin gazıyla veya Türkiye'de kalmasına köstek olunmasıyla minimum seviyede bağlantılı. Rusya'ya dönmek Gamova'nın kendi kişisel tercihleri sonucunda aldığı bir karar. Fenerbahçe'ye geldiğinden bu yana gerek kulübün resmi yayın organlarına gerek dış basına verdiği her röportajda ağzından düşürmediği ülkemi özlüyorum açıklamaları da burada sorunun dış kapının mandalı kadar bile olmayan kişilerden çok Gamova'nın kendi iç dünyasıyla alakalı olduğunun  ve sezon biter bitmez ayrılacağının da bir göstergesiydi. Şu koşullarda hala kelle avcılığı peşinde koşmanın, bunun mutlaka bir sorumlusu olmalı mantığıyla hareket etmenin beyhude bir çaba olduğunu akl-ı selim sahibi her insan fark edebilir.

Gamova'nın ayrılışının ardından ağıtlar yakıladursun, bu ayrılış teknik anlamda Fenerbahçe'yi geçtiğimiz yıldan çok daha dengeli bir takım haline getirmiştir. Voleybolu izlemeye son ŞL F4'üyle başlayıp, gözünü Gamova'nın smaçlarıyla açan insanların bu oyuncuyu voleybolun Tanrıçası mertebesine çıkarmalarında şaşılacak bir durum yok. Gamova özel bir oyuncudur ve oynadığı takıma kattıkları yadsınamaz ancak voleybol dinamikleri gereği tek bir oyuncunun bireysel yetenekleriyle tüm takımın üzerine çıkıp bir şeyler başarabileceği bir spor değildir.  Voleybolda futbol, basketbol gibi sporların aksine ortadaki topun kimsenin tekeline girme ihtimali yok. Gamova da en nihayetinde Dünya'daki en kaliteli pasör çaprazlarından  ve bu oyunun en iyi oyuncularından biridir fakat hiçbir şekilde tek özel oyuncusu ve en büyük yeteneği değildir. Böyle bir iddia bu oyunun yapısıyla çelişiyor her şeyden önce. Oyuna ve takımına toplam katkıda Gamova'dan daha faydalı onlarca voleybolcu var dünyada ancak ülkedeki sonradan görme voleybol taraftarının oyuncu havuzu ve oyuna yaklaşımı çok dar bir çerçevede kaldığından sadece üç beş ismin bu sporu domine ettiği, destanlar yazdığı yargısı oluşuyor ve voleybol sadece bu süper kahramanlar etrafında konuşuluyor. Fenerbahçe'nin en büyük hedefi olan ŞL şampiyonluğunun tarihinde kupayı kazanan hiçbir takımın kadrosunda Gamova yoktu. Fenerbahçe'de olması ya da olmaması şampiyonluk için tek veya olmazsa olmaz bir şart değil. CV ölçeğinde baktığınızda dahi mesela Sokolova'nın Gamova'dan çok daha kariyerli ve aranan bir oyuncu olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Fenerbahçe'de taraftarın Gamova'yı bu kadar ön plana çıkarıp takımın can damarı haline getirmesi diğer oyunculara da büyük saygısızlık aslında. Takımda illa birileri ön plana çıkarılmalıysa bunu en çok hak eden isimlerden biri Natasa Osmokroviç olurdu. Vakıfbank'la oynanan final serilerinde çaprazların yerini değiştirseniz Fenerbahçe yine o seri ve kupaları kazanırdı fakat Osmokroviç'i alıp en azından bir iki maç Vakıfbank'ın smaçörleriyle değiştirme şansımız olsaydı o serilerde ibrenin bir anda nasıl karşı tarafa döneceğini görebilirdik. 

Fenerbahçe Acıbadem, Gamova transferini zaten çok planlı programlı yapmış değildi bunun sonucunda  teknik ekip oyun sisteminde de bir takım değişikliklere gitmek zorunda kaldı fakat takımın diğer dişlilerinin bu oyun stili için uygun olmadığını kabul etmek gerek. Beylikdüzü gibi takımlar karşısında bile ben buradayım diyen bu zaafları bu blogda elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Kazanılan başarılar elbette ki takımın iyi olduğunu gösterir sonuç bağlamında fakat Fenerbahçe teknik olarak çok da doğru bir kadro yapılandırmadı. Eldeki bütçenin büyüklüğünü de hesaba katarsak bu kadro net bir şekilde evet doğru bir kadrodur diyemeyiz. Fenerbahçe Gamova'sız şu haliyle bile geçen yıldan daha iyi bir takım fakat bu yıl çok daha zor rakiplerle boy ölçüşecek. Avrupa voleybolunda ekonomik krizle birlikte iki yıldır süregelen ölü toprağı yavaş yavaş kalkıyor gibi. İtalya'da Cortese, Türkiye'de Eczacıbaşı gibi takımlar kusursuz kadrolar oluşturmak için çok ciddi bütçeler ayırmış durumdalar. Aynı şekilde Rusya'dan da sağlam yatırımlar gelecek gibi görünüyor. Fenerbahçe böyle bir ortamda geçen yılki gibi istismara açık yönlerini kapatmayı başaramazsa Gamova'nın varlığı bile takımın bu eksiklerini tolere etmeye, takımı tek başına zirveye taşımaya yetmez.  Bunu Bergamo'ya karşı oynanan final maçında bire bir tecrübe ettik.

Ülkedeki rekabetin çıtasını yükselten Fenerbahçe, bu çıtanın altında kalmamak için eksiklerini kapatmak zorunda ve bunun ilk adımı olarak da Sokolova gibi doğru bir transfere imza attılar. Bundan sonraki süreçte hem yurt içi hem yurtdışında rakiplerinin ve Fenerbahçe'nin yapacağı hamlelerle çok daha iyi bir lig izleme fırsatı bulacağız sanırım ancak çoğu taraftarda iyi oynayarak kaybedilen maçlar sonrasında bile Gamova olsaydı böyle olmazdı düşüncesi sabitliğini koruyacak, bundan hiçbir şüphem yok. Tabi aynı taraftarlar takım ŞL'de şampiyon olursa Gamova'yı hatırlamayacak bile.

6 yorum:

aLican dedi ki...

Böyle bir oyuncuyu buraya getirmek bile büyük başarıydı.Gamova gerçekten büyük bir oyuncu bu yüzden gitmesine bu kadar şaşırmak anlamsız...Belki bir gün ilerde tekrar geri döner.

Yeni klübünde başarılar diliyoruz.

Tarjeta Amarilla dedi ki...

eline saglik oldukca bilgilendirici bir yazi olmus.ben de gamova'nin ayrilmasina cok uzulenlerin basinda geliyorum dogruyu soylemek gerekirse ama her zaman soyledigimiz gibi "once Fenerbahce",umarim dedigin gibi olur ve de bu degisiklik takima olumlu yansir... :)

en basindan riskli bir transferdi devamlilik anlaminda zira ilk defa yurtdisi tecrubesi yasayacakti.butun sogukluguna ragmen farkli bir havasi vardi, sezonun sonlarina dogru da daha cok gulen daha sicak bir Gamova izlemeye baslamistik.ozellikle final serisindeki hirsi gorulmeye degerdi...

gecen 1 senede de Fenerbahce taraftari onu cok sevdi,takima kattigi hersey icin tesekkur etmek gerekiyor kendisine su dakikadan sonra...

PIERREMANU dedi ki...

Taraftarlar arasında bu takımın ve bu sezonun lideri, en büyük yıldızı konumunda olan kişi çok büyük bir oranda Nati diye biliyorum ben. En azından benim tanıdıklarımda öyle. Bu nedenle "Fenerbahçe'de illa birileri ön plana çıkarılmalıysa bunu en çok hak eden isimlerden biri Natasa Osmokroviç olurdu." sözünüze, zaten öyle değil mi diye bir soru sorabilirim. En azından ben öyle biliyorum.

Can Aktepe dedi ki...

katılmadığım bazı yerler olsada şimdiye dek konuyla ilgili okuduğum en objektif ve doyurucu yazı olmuş. isimler gider ama Fenerbahçe kalır.

avatarımza kulübümüze verdiği hizmetler için teşekkür ediyor bundan sonrası için başarıları diliyorum.

solo dedi ki...

ben de çoğu insan gibi bu takımın büyüsüne kapılıp voleybolu takip etmeye yeni başlayanlardan biriyim, voleybol oyun kuralları, taktik ve tekniği hakkında pek fazla bilgim olmasa da maçları daha bilinçli zilemek adına kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Gamova şüphesiz büyük bir oyuncu ama ben fba'nın çok iyi oyuncular tarafından kurulduğunu ve diğer oyuncuların gamova'dan dolayı hakettikleri krediyi alamadıklarını düşünüyorum, sarı melekler voleybolu sevdirdi bir kere, desteğimiz en azından benim desteğim devam edecek.

Adsız dedi ki...

Usta sair Orhan Veli "Bilmezdim sarkıların bu kadar guzel,kelimerinse kifayetsiz oldugunu bu derde dusmeden once" demis.Ben de "Bilmezdim euroların bu kadar guzel Tataristan'ınsa Moskova'da oldugunu Gamovayı gormeden once"diyorum.Elf prensesi bizi aylarca oyalayıp kendi hedefine ve vizyonuna uygun takımına gitti.Bundan sonrası hic umrumda degil keske CL de karsılassak da iki macı da alsak gorse aradaki farkı