Dün Bielsko - Dinamo maçını izlerken birkez daha aklıma geldi Polonyalı smaçör. Kasia'nın olmadığı, Kaczor'un bir maç iyi, bir maç kötü olduğu Avrupa Şampiyonası'nda Polonya'yı bronz madalyaya taşıyan isimdi. Boyu kısa ama bunun hücumda getirdiği dezavantajları müthiş oyun zekasıyla kapatan, belli bir seviyenin altına kolay kolay düşmeyen istikrarlı bir smaçör. Manşet ve defansıysa parmak ısırtıyor. Bunların dışında hırsı, takımı toparlaması ve en zor anlarda bile sorumluluk almaktan çekinmemesi diğer artı yönleri. Polonyalı bir arkadaşımla kendisi hakkında konuşurken en iyi tanımı yapmıştı aslında: Underrated. Yani olması gerektiğinden daha az değer verilen bir isim. Baranska için Osmokrovic'in bir seviye altı diyebilirim genel olarak. Ligimizde bir dünya takım manşet-defans-hücum üçlüsünü bir arada götüremeyen hatta bu üç özellikten hiçbirini doğru dürüst yapamayan smaçör eksikliğinden müzdaripken Baranska'yı neden hala kimse düşünmez merak ediyorum. Daha yaşı 25 Anna'nın ve smaçörlerin yaş ilerledikçe daha da mükemmelleştiğini göz önüne alırsak şu anda harika bir yatırım olur kendisi. Seneye muhtemelen İtalya'ya gider diye tahmin ediyorum. Bizim ligde özellikle başaltı hangi takım alsa bir seviye yukarı taşır o takımı. Böyle bir yeteneği Türkiye'de görmeyi isterdim açıkçası. Estetik tarafı da tribünler için ayrı bir keyif. Bakalım belki işbilir bir takımımız çok geç olmadan kendisini transfer etmeyi akıl eder.
2 Aralık 2009 Çarşamba
1 Aralık 2009 Salı
Bireysel İstatistikler Güncellendi
Bireysel istatistikler bölümümüzü güncelledik. 7. hafta sonrası oluşan tüm rakamlara göre sıralamaları sağ menüdeki kategorilere tıklayarak görebilirsiniz. Bu hafta henüz oynanmayan iki maç bu istatistiklere dahil değil. Önceki istatistiklerde bazı oyuncuların toplam sayıları, servis ve ace rakamları yanlış hesaplanıyormuş. O hataları düzelttik. Bunların dışında artık listeler Top 10 değil, Top 20 şeklinde olacak. Böylece her kategoride daha fazla oyuncuyu görebileceksiniz. Ayrıca servis istatistiklerine % olarak en iyi ve en kötüleri de ekledik. Aynı şekilde servis karşılama istatistiklerinde bundan böyle en iyi ve en kötüleri hem olumlu hem mükemmel manşet yüzdeleri üzerinden ayrı ayrı görebilirsiniz. Beşiktaş takımının servis karşılama istatistikleri daha önce belirttiğim gibi güvenilir olmadıklarından bu kategorideki en iyiler sıralamalarına dahil edilmediler. Set başına düşen bireysel istatistikleri yayınlamak için çalışmalarımız devam ediyor. (Bakalım kaç hafta daha böyle sallayacağım bu işi :)
İstatistiklerle ilgili her türlü görüş ve önerinizi yorum bölümüne bırakabilirsiniz.
Nihan Yeldan'ın sakatlığında son durum
Nihan Yeldan'ın son Vakıfbank maçında sağ bileğinde sargıyla oynadığı dikkat çekmişti. Öğrendiğime göre sağ bileğinde bir sorun varmış. Çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama oynamasına engel değil. Normalde oynamaması halinde daha çabuk iyileşebilecek bir sorunmuş fakat doktorlar sargıyla oynayabileceğini belirtince oynayıp oynamama kararını kendisine bırakmışlar. O da oynamak istediğini söylemiş. Kolundaki sargının nedeni bu yani. Sanırım bir süre daha bu şekilde oynayacak.
30 Kasım 2009 Pazartesi
Avrupa Mesaisi Başlıyor
Şampiyonlar Ligi, Challenge ve Cev Cup'ta 4 takımımız ilk sınavlarına çıkıyorlar. Program şöyle:
1 Aralık Salı
17.30 Eczacıbaşı Zentiva - PND VC Weert (DSpor)
2 Aralık Çarşamba
18.00 Galatasaray - Igtisatdchi Bakü (DSpor)
3 Aralık Perşembe
19.30 Fenerbahçe Acıbadem - VK Prostejov (TRT-2, Laola1 TV; 00.05 TRT-3 Bant)
21.30 Assptt Mulhouse - Vakıfbank Güneş Sigorta TT (Laola1 TV; 01.35 TRT-3 Bant)
29 Kasım 2009 Pazar
7. Hafta Değerlendirmesi
7. hafta 2 maç dışında tamamlandı. Fenerbahçe - Vakıfbank maçıyla ilgili geniş geniş yazdığımız için diğer maçlara kısaca bakalım.
Esra'sız Eczacıbaşı kolay maç trafiğinin de verdiği avantajla yoluna devam ediyor. İller Bankası servislerde pek zorlayamamış belli ki zira Neriman tam anlamıyla şov yapmış. Bu sezon Eczacı'nın Mirka endeksli olmayan tek maçı bu maç herhalde. Neriman ve Mirka aynı hücum turlarında yer almışlar. İkisinin aldığı top sayısına bakılırsa Eczacıbaşı arka alandan epey bir hücum yapmış sanırım. Neriman'ın yüksek yüzdelerinde en önemli faktör pek manşet almamış olması. Bunun da iki nedeni olabilir. Ya İller Bankası'nın servislerdeki hedefi değildi ya da çoğunlukla servisten saklandı. İller'deyse servislerin çoğunlukla Natalia'ya gittiği görülüyor. Pek istedikleri gibi gitmemiş işler. Maç boyunca iyi servis atabildiklerini sanmıyorum öyle olsaydı sadece 2 blok sayısında kalmazlardı. Yalnız Eczacı'da geçen seneki sistem neyse bu sene de aynı vaziyet devam ediyor. Geçen yıl Naz yüzünden takımın yavaş oynadığı ortaları kullanamadığı söyleniyordu şimdi Maja gibi kendini ispatlamış gayet kaliteli bir pasör var ama hala daha doğru düzgün orta hücumu yok. Bütün olay yine köşelerde. Eczacıbaşı büyük ihtimalle ilk yarıyı ikinci sırada tamamlar. Önlerindeki tek zor maç Galatasaray maçı gibi görünüyor. Şahsen Eczacıbaşı'nın Fenerbahçe dışında bir takıma yenileceğini düşünmüyorum mevcut şartlarda.
Esra'sız Eczacıbaşı kolay maç trafiğinin de verdiği avantajla yoluna devam ediyor. İller Bankası servislerde pek zorlayamamış belli ki zira Neriman tam anlamıyla şov yapmış. Bu sezon Eczacı'nın Mirka endeksli olmayan tek maçı bu maç herhalde. Neriman ve Mirka aynı hücum turlarında yer almışlar. İkisinin aldığı top sayısına bakılırsa Eczacıbaşı arka alandan epey bir hücum yapmış sanırım. Neriman'ın yüksek yüzdelerinde en önemli faktör pek manşet almamış olması. Bunun da iki nedeni olabilir. Ya İller Bankası'nın servislerdeki hedefi değildi ya da çoğunlukla servisten saklandı. İller'deyse servislerin çoğunlukla Natalia'ya gittiği görülüyor. Pek istedikleri gibi gitmemiş işler. Maç boyunca iyi servis atabildiklerini sanmıyorum öyle olsaydı sadece 2 blok sayısında kalmazlardı. Yalnız Eczacı'da geçen seneki sistem neyse bu sene de aynı vaziyet devam ediyor. Geçen yıl Naz yüzünden takımın yavaş oynadığı ortaları kullanamadığı söyleniyordu şimdi Maja gibi kendini ispatlamış gayet kaliteli bir pasör var ama hala daha doğru düzgün orta hücumu yok. Bütün olay yine köşelerde. Eczacıbaşı büyük ihtimalle ilk yarıyı ikinci sırada tamamlar. Önlerindeki tek zor maç Galatasaray maçı gibi görünüyor. Şahsen Eczacıbaşı'nın Fenerbahçe dışında bir takıma yenileceğini düşünmüyorum mevcut şartlarda.
Galatasaray, İzmir'de önemli bir galibiyet aldı ama 1 puan daha bıraktı. Ligde Fenerbahçe dışındaki takımlar için 2 veya 3. sırayı almak büyük önem taşıyor zira play-offlarda final yolu buradan geçiyor. Bu yüzden kaybedilen her puan ileride çok aranabilir. Yalnız benim bu maçta anlamadığım bazı noktalar var. Maç raporuna göre Galatasaray müthiş servis karşılamış fakat ortada biri 25-13 kaybedilmiş iki tane set var. Dahası bir takım bu kadar iyi servis karşılarken nasıl %45'lerde hücum edebilir? Ya istatistikler baştan savma tutuluyor ya da Galatasaray'ın pasör sıkıntısı var. Ben her iki seçeneğe de evet diyorum. Bu yıl en az 3-4 maçını izlediğim Galatasaray'ın servis karşılama istatistikleri bu kadar iyi olamaz. Asystel - Fener, Perugia - VGS maçlarındaki statslara baktığımızda Galatasaray'ın bu dört takımı neredeyse ikiye katlayacak derecede iyi servis karşıladığı gibi bir sonuç çıkıyor ortaya. Bu takımların kadro kapasitelerine bakıp sonra kağıt üzerindeki rakamları karşılaştırdığımızda ciddi bir gariplik var. Bunun nedeni de gayet açık: bu ligde birkaç takım dışında servis karşılama istatistikleri tamamen keyfi ve fazla optimist tutuluyor. Dolayısıyla Galatasaray'ın kağıt üzerindeki haliyle sahadaki gerçeklerin pek bir alakası yok. Kağıt üzerinde bu kadar iyi gözüken Galatasaray'ın Fenerbahçe, Eczacıbaşı, Odintsovo gibi ciddi takımlarla oynadığı 4 maçta sadece 1 set alabilmiş olması durumu yeterince özetliyor bence.
Nilüfer - Beşiktaş maçında Nilüfer'in yenilgisi benim için biraz sürpriz oldu. Maçı izlemedim ama Beşiktaş'ta yeni transfer Santos oynamamış. Bildiğim kadarıyla 1 haftadır takımla çalışıyordu. Bunun dışında maç raporuna bakınca gördüğüm şeylerden biri Nilüfer'in Yağmur'un üzerine yeterince servis atmadığı. Normalde Yağmur açık ara hep en çok servis karşılayan oyuncu oluyor Beşiktaş'ta. Bugünse 3. sırada kalmış. Beşiktaş'ın Nilüfer'e karşı bile ekstra hücum opsiyonu devreye sokamaması cidden düşündürücü bir durum. Her iki atağın biri yine Popovic'in elinden çıkmış ve alınan 70 sayının yarısı Popovic'ten geliyor yine. Böyle bir düzenle ilk 4 hayal Beşiktaş için. Umarım Dos Santos en azından hücumda takımı biraz dengeler çünkü Beşiktaş'ın böyle bir opsiyona gerçekten ihtiyacı var. Popovic'in yüzdeleri ise gerçekten inanılmaz. Zaten maçı tek başına alıp götürmüş desek yeridir. Nilüfer ortadan iyi hücum yapmış ama Popovic'i durduramamışlar belli ki. Maçın 3. setindeki istatistiklerse komedi gibi. Her iki takımın toplam 23 hatası var. Neredeyse 1 set yapıyor. Bu seti izleyip de zevk alan voleybolsever var mı merak ediyorum cidden?
Alice Blom'dan iyi haberler
Perşembe günkü Vakıfbank maçında Poljak'ın yakın mesafeden vurduğu sert smaç Blom'un suratına gelmiş ve maçı burnunda bandajla tamamlamıştı. Burnunda bir kırık olabileceği bile söyleniyordu ancak direkt kendisinden aldığım haberlere göre burnunda çarpmanın etkisiyle bir kanama olmuş sadece. Onun dışında bir sorunu yokmuş. Bu pozisyonun kendisi için iyi bir ders olduğunu ve bir dahaki sefere ellerini kaldırmadan bloğa çıkmayacağını söyledi.
27 Kasım 2009 Cuma
Fenerbahçe Acıbadem 3 Vakıfbank Güneş Sigorta TT 1
Haftalardır beklenen maçta Fenerbahçe Acıbadem Vakıfbank Güneş Sigorta'yı 3-1'lik skorla geçti. Sarı-Lacivertliler ilk kez set kaybetti ama maçı puan kaybetmeyecekleri bir skorla kazanmayı başardılar. İlerleyen günlerde bu maçın istatistiksel olarak detaylı analizlerini yapacağız o yüzden şimdilik kısaca bazı notları geçelim.
Maçın ilk setinde Fenerbahçeli oyuncularda neredeyse elle tutulacak derecede belirgin bir stres vardı. Nedenini bilmiyorum ama bu takım sezon boyunca böyle çok maçlar oynayacak ki zaten kadrodaki oyuncular bu tarz maçlara çok alışıklar. 3-3'e kadar dengede giden ilk sette bu andan sonra önce Nikolic'le başlayıp ardından Poljak'la devam eden uzun bir Vakıfbank serisi izledik. Fenerbahçe'nin manşet alamaması bir yana yapılan hücumlarda da müthiş yüksek bir hata oranı vardı. Üstüne Vakıfbank'ın yüksek blokları da eklenince Fenerbahçe sayı alamaz hale geldi. Poljak servis serisini bitirdiğinde skor 4-12 Vakıfbank lehineydi ve bu sayıların yarısından fazlası rakip hatalardan alınmıştı. Aslında bu seride Nikolic'in çok etkili servis attığını söyleyemem ancak Fenerbahçeli oyuncularda konsantrasyon sorunu had safhadaydı. Sonrasında gelen Poljak'ın etkili servisleriyse Fenerbahçe için ölümcül oldu. Bu andan sonra bu seviyede kolay kolay set çeviremezsiniz. Fenerbahçe'deki konsantrasyon sorunu teknik molanın sonrasına dek sürdü. Bu arada Vakıfbank servislerinin gevşemesiyle birlikte taraftarın da gazıyla Fenerbahçe oyuna ortak olmaya çalıştı ve fark bir ara 3 sayıya kadar indi ancak Vakıfbank seti 25-20 kazanmayı başardı. Fenerbahçe'yi bu sette oyundan koparan etkenin manşetlerin zayıflığından çok yapılan basit hatalar olduğunu belirtmek gerek zira set sona erdiğinde Vakıfbank'ın kazandığı 25 sayının 10'u rakip hatalardan gelmişti.
İkinci set Fenerbahçe'nin oyuna asılarak başlaması beklenirken Vakıfbank, Stam'ın servisleriyle 5-0'lık bir seri yakaladı. Tam bu anda Çiğdem'in servise geçmesiyle bu sefer Fenerbahçe'nin servislerini izlemeye başladık. 7-0'lık seriyle sette ilk kez öne geçtiler. Nikolic üzerine atılan servisler Vakıfbank'ın direncini çok çabuk kırdı ve ikinci teknik moladan sonra açılan fark bir daha kapanmayınca Fenerbahçe seti 25-19 kazandı.
Üçüncü set ilk setin kopyası gibiydi. Tek fark bu sefer takımların yer değiştirmiş olmasıydı. Fenerbahçe servisleri tamamen Vakıfbank'ın zayıf halkası olan Nikolic'e yığınca rakibini iyice oyundan düşürdü. Bu bölümde Naz'ın 10-0'lık serisi gördüğüm en uzun servis serilerinden biriydi ve seti kazandıran baş faktördü. Guidetti Nikolic'i servisten saklamak için çeşitli hamleler yaptı. Gizem'e daha geniş bir alanda manşet karşılattırdı, Gözde'yi oyuna aldı, Güldeniz'i denedi fakat tüm bu müdahaleler bu kez Gizem'in manşetlerde aksamasıyla büyük darbe aldı. İlk sette Fenerbahçe'nin oyuna girememesiyle iyi bir görüntü çizen Vakıfbank'ın servis karşılama yüzdeleri de ikinci sette önlenemez bir şekilde düşmeye başladı ve bu sette tek haneli rakamlara kadar gerileyerek dibe vurdu. Fenerbahçe de sadece servis atıp blok tutarak oldukça rahat bir şekilde 25-14'le setlerde skor üstünlüğünü yakaladı. İlk sette sadece tek manşet hatası yapan Vakıfbank diğer iki sette 11 direkt manşet hatasıyla oynadı. Manşetlerin hatalı olması bir yana Vakıfbank'ın bu sette karşıladığı 23 servisten sadece 8'inde top pasörlerin eline ulaşabildi. Dolayısıyla pasörleri değiştirmenin pek bir faydası olmadı. Bu hataların üstüne blok ve hücum hatalarından kaynaklanan 12 sayı da eklenince Vakıfbank rakibine neredeyse tam bir set almaya yetecek kadar sayı kazandırdı iki sette. Neslihan'ın hastalık nedeniyle bitkin halini de hesaba katınca Vakıfbank oyundan tamamen pasifize oldu. Öyle ki bu sette tek bir blok sayısı bile kazanamadılar.
Servislerin hakimiyetinde geçen ilk üç setin ardından son sette topun çok daha fazla oyunda kaldığını gördük. İki takımdan da oldukça sağlam defans aksiyonları izledik ve epey uzun ralliler dönünce set uzun süre başa baş gitti. İşte bu noktada Fenerbahçe'ye maçı getiren iki faktör oldu. Birincisi hücum üstünlüğüydü. Oyunun sıkıştığı, hücum yüzdelerinin düştüğü, savunmaların tam konsantre olmasıyla rallilerin uzadığı kritik anlardaki toplara son noktayı koymada Fenerbahçe daha başarılı olunca setin sonlarına doğru Vakıfbank'ın direnci düşmeye ve fark açılmaya başladı. Vakıfbank tarafında direkt manşet hataları minimuma inse de toplar yine pasörlerin eline değmiyordu. Fenerbahçe de sık sık aynı durumlara düştü bu maçta ancak maçı getiren ikinci faktör de tam buradaydı. Vakıfbank'ta ikinci top pasöre gelmediğinde takım hücum kuramazken, Fenerbahçe'de ikinci top kime gelirse gelsin iyi kötü hücum aksiyonları izledik. Paslar kötü dağıtılsa bile en azından bir şekilde hücuma dönüştürülerek rakibe rahat top çıkarma imkanı verilmedi. Osmokrovic gibi havadaki her topa korkmadan smaç vurabilecek güven ve cesarete sahip oyuncuların önemi böyle anlarda ortaya çıkıyor. Vakıfbanklı oyuncularsa direkt üstlerine gelen ikinci topları bile oyuna sokmaya çalışmadan pasörü bekleyince maçın kaybedilmesi onlar için kaçınılmaz bir hal aldı. Fenerbahçe'nin dengesiz gelen ikinci ve üçüncü toplardaki bu üstünlüğü seti 25-18 maçı da 3-1'le Sarı-Lacivertliler'e getirdi.
Bu maç bize Vakıfbank'ın mevcut kadrosundan asla verim alamayacağını gösteren önemli ipuçları verdi. Mesela Fenerbahçe üçlü hücum turlarında +18 rakamını yakalarken Vakıfbank'ın bu turlardan -16'yla çıkması önemli bir ayrıntı. Vakıfbank'ta ciddi bir pasör sorunu var. Manşetler kötü gelebilir ancak iyi toplar geldiğinde de pasör ve smaçörler arasında (özellikle ortalarla) çok ciddi uyum problemleri var. Bu seviye takımlarda minimum düzeyde olması gereken pek çok direkt pasör hatası izledik Özge'den. Vakıfbank'ın ilk 6 maçta %46 olan hücum yüzdesi bugün %31'lere kadar indi. Bu sadece kötü servis karşılamayla açıklanacak bir düşüş değil. Tabi ki Guidetti'nin Neslihan'daki anlamsız ısrarı da burada önemli bir etken oldu. Neslihan ısrarla oynamak istedi de mi böyle oldu bilmiyorum ancak bugün hücumda takımı sırtlayan Nikolic 2'ye kaydırılıp Neslihan'ı dışarı almak çok daha mantıklı bir hamle olurdu. Bu şekilde hem servis karşılamada Gizem Nikolic'i tolere etmek zorunda kalmaz hem de hücumda daha etkili olabilirlerdi. Ayrıca ciddi bir düşüşte olan Bahar'ın yerine artık biraz da Duygu'nun tercih edilmesi için daha neyi bekliyor merak ediyorum. Bugün Guidetti'nin hem oyuna müdahale hem de oyuncu tercihlerinde ciddi coaching hataları yaptığını ve kadroyu potansiyelinin epey altında kullandığını düşünüyorum.
Fenerbahçe cephesi içinse özellikle ilk iki set güzel bir tecrübe oldu diyebilirim. Şu güne kadar ligde set kaybetmek bir yana set kaybedecek durumlara bile düşmeyen takım ilk defa maç içi kriz dönemlerine girdi. Bir takım için her şeyin yolunda olduğu bir maçta değil her şeyin tepe taklak gittiği bu tarz kriz anlarında ne yapabileceği önemlidir. Set veya maç kaybetmemek değil bir takımın bu alışkanlığı kazanması çok daha büyük bir marifet. Fenerbahçe ilk sette girdiği krizden setin sonlarına doğru çıksa da seti döndüremedi belki o kritik blok-out kararı gelmese oradan seti de döndüreceklerdi. İkinci setteyse setin başında aynı sorunlar yaşandı ama bu kez bunalımdan çok çabuk çıkıp maçın direksiyonunu ele geçirmeyi bildiler. Olaya ters açıdan bakarsak Vakıfbank'ınsa böylesi kriz anlarında bu seviyedeki maçları döndürebilecek seviyeden epey uzakta olduğunu gördük. Fenerbahçe önemli sorunlar yaşadığı bu maçta tıpkı Vakıfbank gibi sezonun en kötü hücum yüzdelerini çıkararak ortalamasının epey altına indi. Ancak servis karşılama gibi çok hassas bir faktörde genel karakterini korumayı başardı. Osmokrovic, Nihan ve Alice Blom üçlüsü ilk setteki kötü performansa rağmen oyundan kopmadılar. Vakıfbank'ın etkili servisleri karşında en azından ortalamalarının altına düşmemelerini sağlayan büyük bir efor sarfettiler oyunun devamında. Özellikle Neslihan ve Poljak'ın etkili servislerinde çok kritik manşetleri başarıyla çıkardığını gördük bu üçlünün. Bu direnç sayesinde Fenerbahçe maç içi kriz anlarına rağmen Vakıfbank kadar keskin bir düşüş yaşamayarak dengesini yeniden kurabildi.
Bu sonuçla birlikte Fenerbahçe devreyi lider kapatmayı büyük oranda garantiledi. Aralık ayından itibaren girilecek zorlu maç trafiği öncesi Sarı-Lacivertliler için büyük bir avantaj bu. Vakıfbank'taki sorunlarsa zamanla aşılacak şeyler değil ne yazık ki. Özellikle pasör sorunu bu sezon hem lig hem de Şampiyonlar Ligi'nde başlarını daha çok ağrıtacak. İki takım için de Avrupa maçları öncesi gayet iyi bir antrenman oldu. Darısı o maçlara diyelim ve tüm ekiplerimize Avrupa'da başarılar dileyelim.
26 Kasım 2009 Perşembe
Bireysel İstatistik Bölümü Kullanıma Açıldı
Bireysel istatistikleri de kullanımınıza açmış bulunuyoruz. Atak, Servis, Blok ve Servis karşılamayla ilgili çeşitli alt kategorilere ayrılmış Top 10 listelerine yine sağ tarafta yer alan istatistik köşesindeki logolardan ulaşabilirsiniz. Şimdilik istatistikleri toplam rakamlar üzerinden veriyoruz. Yakında set başına istatistikleri de vermeye başlayacağız. Beşiktaş takımının servis karşılama istatistiklerinin pek güvenilir olmadığını düşündüğüm için Beşiktaşlı oyuncuları en iyi servis karşılama istatistiklerine dahil etmedim zira sahadaki oyunla kağıt üzerindeki istatistikler arasında kabul edilebilirin çok ötesinde farklar var.
Görüş, öneri ve eleştirilerinizi her zaman olduğu gibi yorum bölümüne bırakabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







